Today is Wednesday, but this week my Wednesday Walk feels a little different. I took these photos on Monday, before I had to stop my normal routine because of my ankle. I hit my foot on the swimming pool ladder and hurt my ankle, so for the last two days I have mostly been resting at home. Luckily, I think it is only a small injury and I hope I will feel better in a few days. Normally, today would be one of my fitness and swimming days, so staying at home feels strange. I did not expect to miss my walks and workouts this much. When we can move freely, we sometimes forget how valuable it is. Now I am looking at these photos and already missing those ordinary days.
Bugün çarşamba ama bu haftaki Wednesday Walk benim için biraz farklı. Bu fotoğrafları pazartesi günü, ayağım nedeniyle normal rutinime ara vermek zorunda kalmadan önce çektim. Yüzme havuzundaki merdivene ayağımı çarptım ve bileğimi incittim. Bu yüzden son iki gündür maalesef çoğunlukla evde dinleniyorum. Neyse ki sanırım küçük bir incinme ve birkaç güne kadar daha iyi olacağımı düşünüyorum. Normalde bugün hem fitness hem de yüzme günlerimden biri olacaktı. Bu yüzden evde kalmak bana biraz garip geliyor. Yürüyüşlerimi ve sporumu bu kadar özleyeceğimi düşünmezdim. İnsan rahatça hareket edebildiği zaman bunun ne kadar değerli olduğunu bazen unutuyor. Şimdi bu fotoğraflara bakınca o sıradan günleri bile şimdiden özlüyorum.
On Monday, I followed one of my usual routes to the gym. I like walking there because the road itself becomes part of my exercise. I walk through the park, go down the stairs, continue on the walking path, and slowly reach the gym. The weather was sunny and the morning was quiet. I also saw some birds around the empty playground. There were not many people outside yet, and I really like this time of the day. I can walk without rushing, look around, and take photos of small things that catch my attention. Sometimes the walk to the gym feels almost as good as the workout itself.
Pazartesi günü spor salonuna giderken yine her zamanki güzergâhlarımdan birini kullandım. Oraya yürüyerek gitmeyi seviyorum çünkü yolun kendisi de sporun bir parçasına dönüşüyor. Parkın içinden geçiyorum, merdivenlerden iniyorum, yürüyüş yolunda devam ediyorum ve yavaş yavaş spor salonuna ulaşıyorum. Hava güneşliydi ve sabah oldukça sakindi. Boş çocuk parkının etrafında birkaç kuş da gördüm. Henüz dışarıda çok fazla insan yoktu ve günün bu saatlerini gerçekten seviyorum. Acele etmeden yürüyebiliyor, etrafa bakabiliyor ve dikkatimi çeken küçük şeylerin fotoğrafını çekebiliyorum. Bazen spor salonuna giden yürüyüşün kendisi bile en az spor kadar iyi geliyor.
But during this walk, I also saw something that really upset me. The day before was Sunday, and I think many people had spent time in the park. Unfortunately, some of them had left their rubbish on the grass. There were cups, plastic bags, and even a baby diaper. I really cannot understand how someone can use a beautiful green public space and then leave a dirty diaper behind. A park belongs to all of us. I also use that grass, children play there, animals walk there, and other people want to enjoy the same place. We all have the right to see a clean park. I honestly do not know how people can be taught not to do this. Throwing rubbish into a bin takes only a few seconds. I really wish we could all be more careful and respectful about our shared spaces.
Ama bu yürüyüş sırasında beni gerçekten üzen bir şey de gördüm. Bir önceki gün pazardı ve sanırım birçok insan parkta vakit geçirmişti. Ne yazık ki bazıları çöplerini çimlerin üzerinde bırakmıştı. Bardaklar, plastik poşetler ve hatta bir çocuk bezi vardı. Bir insanın güzel, yeşil bir ortak alanı kullanıp sonra kirli bir çocuk bezini oraya bırakıp gitmesini gerçekten anlayamıyorum. Park hepimizin. O çimleri ben de kullanıyorum, çocuklar orada oynuyor, hayvanlar dolaşıyor ve başka insanlar da aynı alanın keyfini çıkarmak istiyor. Hepimizin temiz bir park görmeye hakkı var. İnsanların bu konuda nasıl eğitilmesi gerektiğini gerçekten bilmiyorum. Bir çöpü kutuya atmak sadece birkaç saniye sürüyor. Keşke ortak alanlarımız konusunda hepimiz biraz daha dikkatli ve saygılı olabilsek.
A little later, I saw something completely different that made me smile. On the wall of what looked like an electrical building, someone had written: “You are not my weakness anymore.” Of course, I had to take a photo. :) My first thought was that someone probably had a broken heart and decided to announce their new strength to the whole neighborhood. Maybe this person loved someone very deeply and finally decided, “Enough, you are not my weakness anymore.” When we are younger, sentences like this can feel very big and dramatic. Love, heartbreak, missing someone… everything can feel like the biggest story in the world. As we get older, some of these dramatic words lose their power, especially when we see them written on a random wall. Still, it made me wonder about the story behind it.
Biraz ilerledikten sonra bu kez beni gülümseten tamamen farklı bir şey gördüm. Elektrik trafosu olduğunu düşündüğüm bir binanın duvarına biri “Artık zaafım değilsin” yazmıştı. Tabii ki fotoğrafını çekmek zorunda kaldım. :) İlk aklıma gelen, muhtemelen aşk acısı yaşayan birinin artık güçlü olmaya karar verdiği oldu. Belki birini çok sevdi ve sonunda “Yeter, artık benim zaafım değilsin” demeye karar verdi. İnsan gençken böyle cümleler çok büyük ve dramatik gelebiliyor. Aşk, ayrılık, özlemek… her şey dünyanın en büyük meselesi gibi hissedilebiliyor. Yaş aldıkça bu büyük cümlelerin bazıları anlamını biraz kaybediyor, özellikle de rastgele bir duvarın üzerinde görünce. Yine de o yazının arkasındaki hikâyeyi merak etmeden edemedim.
After my walk, I reached the gym and started my normal workout. I usually spend around one and a half hours there. The first forty minutes are cardio. I like cardio because I can clearly feel that my body is working. After that, I exercise my arms and legs and do some abdominal exercises. It was a good workout, and when I finished, I felt tired in a very good way. I walked home again instead of taking transport. I also stopped to buy fresh bread before going home. So that day included walking to the gym, my full workout, and another walk back home. I am trying to move more and create a calorie deficit, but I also want this to become a normal part of my life, not something I do only for a short time.
Yürüyüşümün ardından spor salonuna ulaştım ve normal antrenmanıma başladım. Genellikle burada yaklaşık bir buçuk saat geçiriyorum. İlk kırk dakikayı kardiyoya ayırıyorum. Kardiyoyu seviyorum çünkü vücudumun gerçekten çalıştığını çok net hissedebiliyorum. Daha sonra kol ve bacak hareketlerine geçiyor, ardından karın egzersizleri yapıyorum. Güzel bir antrenman oldu ve bittiğinde iyi anlamda yorulmuş hissediyordum. Dönüşte de araca binmek yerine yeniden eve kadar yürüdüm. Eve gitmeden önce taze ekmek almak için de uğradım. Yani o gün spor salonuna yürüyüş, tam antrenman ve ardından eve dönüş yürüyüşü vardı. Daha çok hareket etmeye ve kalori açığı oluşturmaya çalışıyorum ama bunu sadece kısa süre yaptığım bir şey değil, hayatımın normal bir parçası hâline getirmek de istiyorum.
There is one thing I have noticed recently. Before I started fitness and swimming, I used to take normal walks more often. But after adding fitness and swimming to my life, I slowly stopped those extra walks. Now I exercise about three days a week, but on the other days I often stay at home. Sometimes I do stretching exercises, and they feel good, but I do not think they are enough for me. I miss simply putting on my shoes and walking outside with no special plan. So I want to add at least two normal walking days to my week. It does not have to be very fast or very long. Even a simple walk in the park would be useful. If I can make this part of my routine, I think I will feel much better.
Son zamanlarda fark ettiğim bir şey var. Fitness ve yüzmeye başlamadan önce normal yürüyüşleri daha sık yapıyordum. Fakat fitness ve yüzmeyi hayatıma ekledikten sonra bu ekstra yürüyüşleri yavaş yavaş bıraktım. Şu anda haftada yaklaşık üç gün spor yapıyorum ama diğer günlerde çoğunlukla evde kalıyorum. Bazen esneme hareketleri yapıyorum ve bana iyi geliyor ama bunun benim için yeterli olmadığını düşünüyorum. Sadece ayakkabılarımı giyip özel bir plan olmadan dışarı çıkmayı ve yürümeyi özlüyorum. Bu yüzden haftama en az iki normal yürüyüş günü daha eklemek istiyorum. Çok hızlı ya da çok uzun olması gerekmiyor. Parkta yapılacak basit bir yürüyüş bile faydalı olur. Bunu rutinime oturtabilirsem kendimi çok daha iyi hissedeceğimi düşünüyorum.
I still have not reached the weight I want, so my journey is not finished yet. But I definitely feel lighter, stronger, and more active than before. For me, that feeling is also very important. Sometimes the scale does not show everything. I can feel the change when I walk, when I exercise, and even when I move during normal daily life. Of course, I still want to lose more weight, and I know I need patience and consistency. Right now, my biggest job is actually to rest my ankle and not be impatient. I miss the gym, swimming, and even those stairs in the photos, but I know I will return to them soon.
Hâlâ ulaşmak istediğim kiloya gelemedim, yani yolculuğum henüz bitmedi. Ama eskisine göre kendimi kesinlikle daha hafif, güçlü ve hareketli hissediyorum. Benim için bu his de çok önemli. Bazen tartı her şeyi göstermiyor. Yürürken, spor yaparken ve hatta günlük hayatta hareket ederken bile değişimi hissedebiliyorum. Elbette biraz daha kilo vermek istiyorum ve bunun için sabırlı ve istikrarlı olmam gerektiğini biliyorum. Şu anda ise yapmam gereken en önemli şey bileğimi dinlendirmek ve sabırsız davranmamak. Spor salonunu, yüzmeyi ve hatta fotoğraflardaki o merdivenleri bile özledim ama çok yakında yeniden döneceğimi biliyorum.
So this Wednesday Walk is a little different from my usual posts. I am writing it from home while resting, but the photos remind me why I love walking so much. A walk is not only exercise for me. I notice birds, trees, strange words on walls, beautiful city views, and unfortunately sometimes rubbish that should never be there. Every walk gives me something to think about. Hopefully, next Wednesday I will be outside again and taking new photos instead of looking at old ones. :) How are your walks going these days? Do you walk for health, for weight loss, to clear your mind, or simply because you enjoy it? And do you have a weekly walking goal? I would really love to hear about your routines.
Bu Wednesday Walk diğer paylaşımlarımdan biraz farklı oldu. Bu kez yazıyı evde dinlenirken yazıyorum ama fotoğraflara baktıkça yürümeyi neden bu kadar sevdiğimi yeniden hatırlıyorum. Yürüyüş benim için sadece spor değil. Kuşları, ağaçları, duvarlardaki ilginç cümleleri, güzel şehir manzaralarını ve ne yazık ki bazen hiç olmaması gereken çöpleri fark ediyorum. Her yürüyüş bana düşünecek başka bir şey veriyor. İnşallah önümüzdeki çarşamba eski fotoğraflara bakmak yerine yeniden dışarıda olur ve yeni fotoğraflar çekiyor olurum. :) Sizin bu aralar yürüyüşleriniz nasıl gidiyor? Sağlığınız için mi, kilo vermek için mi, zihninizi boşaltmak için mi yoksa sadece keyif aldığınız için mi yürüyorsunuz? Haftalık bir yürüyüş hedefiniz var mı? Rutinlerinizi yorumlarda gerçekten merak ediyorum.