Yaşadığımızı hissediyor muyuz? Böyle sorunca garip bir soru oldu ama, şöyle bir düşünün. Bazen size de her gün aynı şeyleri yaşıyormuşuz gibi gelmiyor mu? Her gün her sabah aynı yüzler, aynı sözcükler, aynı dertler, aynı kaygılar, aynı yollar, aynı mekânlar ve aynı problemler. Sanki hep bir an bekliyoruz, o an ki geldiğinde her şeyi değiştirecek hayatımızda. Ama bir türlü gelmiyor. Beklenen ekseriyetle beklendiği zaman gelmez ya hani. Bu da öyle bir durum işte. Ne tuhaf...
Image designed via Canva.com and background image is free to use from the inbuilt gallery.
Beklemeyi bırakmalı o hâlde. Yaşadığımızı hissetmeli iliklerimize dek. Her gün yaptığımızdan farklı bir şey yapmalı. Her gün, günümüzü bir öncekinden ayıracak bir şey. Neler yapabiliriz? Bazen doğanın bir parçası olduğumuzu unutuyoruz. Kendimizi hapsediyoruz elalem ne der hapishanesine (bunu bir başka yazımda ayrıntılı işlemek istiyorum, fazlasıyla dert edindiğim bir mesele zira), o da yetmedi beton yığınlarına hapsediyoruz kendimizi. Doğanın bir parçasıyız dedik, hep unutuyoruz, unutturuluyor. Kavuşmak gerek yeniden doğaya. Yağmura, çamura, iliklerimize kadar ıslanmaya belki de çocukluğumuzdaki gibi.
Image designed via Canva.com and background image is free to use from the inbuilt gallery.
Evvela karar verelim, istiyor muyuz değişmeyi gerçekten. Sonrası gelir bir şekilde. Yağmuru düşünmek bile iyi gelmedi mi ruhunuza? :)