And if you were to ask me
After all that we've been through
Still believe in magic?
Well yes, I do
Oh yes, I do
Oh yes, I do
Oh yes, I do
Of course I do
Gece gece tekrar dinlerken bulmuşken kendimi, içimi kaplayan garip huzurla birlikte bir şeyler daha yazmak istedim. Sihre dair.... Anne babalarımız belki masal neslinin son temsilcileri oldu. Bizler onlar gibi masallar dinleyemedik kimseden. Hani istemeye istemeye yatarsın yatağa, sadece sana uyku vaktidir, ama ödül olarak bir masal da peşinden gelir. Dinlersin, hayal edersin, hiç bitmesin istersin, kaçsın uykum, hayır uyumayacağım bu sefer masal bitmeden... Anlık bir şeydir uykuya dalmak. Gözlerini rüyada açarsın. Anlatılan her şeyin gerçek olduğu yegâne ülkede. Sihre inanır mısın? Ben inanırım. Her ne kadar ateş başında anlatılmıyorsa da masallar, hikâyeler, korkulu olaylar... Kafamın içinde devam ediyor bu gelenek. Evet sihir demiştik. Her gece yolculuk ettiğimiz rüya ülkesi, başlı başına bir sihir değil de nedir? Hiç bir sınırın olmadığı, imkansızın olmadığı rüya ülkesi. İşte sihri sadece o ülkeye hapsetmişiz. Aslında sihir içimizde. Sadece kullanmasını unuttuk. Adına büyümek dediler, olgunlaşmak dediler. Her ne ise adı, unutturuldu işte. Yeniden hatırlamaya, içimizdeki sihri kendi hayatımızı ve dahi başkalarının hayatını güzelleştirmek için kullanmaya var mısınız?