Platon - Mağara Alegorisi

embesilikat(51)
Published in
#tr
Words
383
Reading
2 min
8y
Listen to this post
~3 min

Milattan önce ve milattan sonrası arasında sorgulama adına hiçbir şey değişmemiştir. Her ne kadar kendimizi gelişmiş, kendini aşmış, birey olabilmiş olarak kabul etsek de ben buna inanmıyorum. Hala toplumun, hatta insanlığın çok büyük bir çoğunluğu sorgulamaktan ve benlik arayışından aciz.

Günümüz ve geçmiş arasındaki bu kıyası yapmamı sağlayan şey ise, Platon'un 'Mağara Alegorisi'. Bu Alegori toplumun sorgusuz sualsiz içinde bulunduğu durum ve hatta zincirlerini kabul edişi üzerine bir eleştiridir. Mağara içerisinde birbirine zincirlenmiş insanların sırtı mağara kapısına dönüktür. Hiçbir şekilde mağaranın kapısına doğru bakamazlar. Güneş doğup mağara duvarına yansıdığında başka insanların hareketini görürler. Yine de duruma reaksiyon göstermek yerine başlarını çevirmeden oturmaya devam ederler. Hatta gördükleri gölgeleri kendi gölgeleri olarak kabul edip durumla eğlenirler. İçlerinden biri dışarı çıkıp olanları görür. İçeri dönüp içinde bulundukları durumu her ne kadar anlatmaya çalışsa da hiçbirini ikna edemez.

Tabi bu alegorideki simgelerin toplamıdır. Yani her bir öge bir şeyi sembolize eder. Mesela mağara, toplumdur. Zincirli insanlar ise sorgulamaktan aciz bireylerdir. Zincirler ise tahmin edeceğiniz üzere tabular, kalıplar veya toplumun dayattığı yazılı olmayan kanunlardır. Ama bu semboller klişeye yakın aslında. Beni en çok tatmin eden, aydınlık ve mağarada oluşan gölgeler. Güneş ile mağaraya doğan aydınlık aslında bildiğimiz anlamda aydınlığın ta kendisi. Bize yol gösteren, yolu çizen ve yolu güzelleştiren şeydir. Hakikatın ışığı (burada ne olarak algıladığınız size kalmış. Yaratıcı da diyebilirsiniz, enerji de) desek yanlış olmaz herhalde. Gördükleri gölgeler kendilerine ait olmasa ve aslında içten içe bunu bilseler dahi sorgulayamazlar. Bu yüzden gölgeler sorgulanmadan kabul edilmiş doğrulardır. Zincirlerinden kurtulamayanlar hakikatin ışığında bile kendi gölgelerinden kurtulamazlar.

Özgürlük zordur. Zincirlerimizden kurtulmak cesaret ister. Tıpkı o mağaradan çıkan birey gibi (bakın birey diyorum) inanılmamayı, hakir görünmeyi belki de ağır bedeller ödemeyi yanında getirir. İşte bu yüzden insanlık tarihi boyunca çok az sayıda insan gerçekten özgür olmuştur. Ve hatta olacaktır da...

Herkes doğrularını anlatmak zorunda değil, kabul ettirmeye çabalamak da gerekmiyor. Ama yine de ödenecek bedel hiç az değil. Çünkü özgürlüğünü eline almış ve birey olabilmiş kişi artık o mağaraya(topluma) ait değildir. Olduğu yeri, bulunduğu ortamı, yaşadığı kişileri... hiçbiriyle aynı senkronizeyi kuramayacak artık. Yani kısacası, anlatıp toplum tarafından dışlanmayacak ama anlatmasa da kendi kendini soyutlayacak.

Mağara Alegorisi yıllardır aklımda olan ve sürekli hayatla bir bağlantı kurabildiğim teoridir. Babamla kavga ederken, arkadaşlarımla tartışırken, bazen eğlenirken... Sürekli olarak karşıma çıkmaktadır. Rica ediyorum, hep beraber zincirlerimizden kurtulalım !


Görsel -1
Görsel -2
Görsel -3