Dostlar alışverişte görsün

ecotone(57)
Published in
#tr
Words
495
Reading
3 min
Listen
Play
8y
Bitcoin 2008’de, 2008 finansal krizinin hemen ardından ortaya çıktı. Gelişmekte olan ülkelere uğramayan 2008 krizi, bizim buralarda Vikipedi’de bile anılmıyor ama ekonomistler tarafından 1930’lardaki Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik çöküş olarak görülüyor. Emlak balonu, birbiri ardına çöken yatırım bankaları vesaire, Bitcoin’in tohumunun atıldığı toprak işte buydu. Nitekim Satoshi Nakamoto, Bitcoin’in ilk blokuna -Bitcoin blokzincirinin İLK blokuna- şu veriyi yerleştirdi: "The Times 03/Jan/2009 Chancellor on brink of second bailout for banks. / The Times 3 Ocak 2009 Şansölye ikinci kez bankaları kurtarmanın eşiğinde." The Times’ın manşeti tabii ki ilk üretimin 3 Ocak 2009’da başladığını kanıtlamak için kullanılmıştı. Ama seçilen manşet de manidar değil mi? Çünkü blokzincirin bu ilk bloku, bankaları bir gün işlevsiz kılmaya giden yola döşenen ilk taştı.

Hayali cihan değer

Bitcoin’in ardındaki blokzincir teknolojisini ben “para transferinde email dönemi” olarak açıklamayı seviyorum. İnternette email adreslerimiz var ve çoğumuz onların ardındaki protokolü de bilmiyoruz ama birbirimizle kolayca yazışabiliyoruz. Blokzincir de para transferine işte bu kolaylığı getiriyor. Birine para göndermek istediğimizde banka açık mı yoksa Ahmet Bey çoktan evine mi gitti, hafta sonu mu, bayram mı diye düşünmemiz gerekmiyor. Emailimize girer gibi cüzdanımıza giriyoruz ve karşı tarafın adresine yapıyoruz. Bu ister Bitcoin olur ister başka bir kripto para. İşlem basit.
Çetrefil olan, bunun başta bankalar olmak üzere finans sistemi üzerinde yaratacağı sonuçlar. Bankalara ve hatta devletlerin para birimlerine ihtiyaç duymadığımız bir günün geldiğini düşünsenize. Hadi o gün Şansölye bankaları yine kurtarsın da görelim. Tamam, o günün de muhtemelen kendine göre başka komplikasyonları olacak ama bugünden bakınca açıkçası hayali bile güzel. Hele de TL’nin hızla değer kaybettiği dönemlerde:)

Kripto para dünyasının “altın”ı…

“Ama Bitcoin de değer kaybediyor,” diyeceksiniz. Hatta bazılarınız “Ne zaman 1 milyon dolar olacak?” diye bile sorabilir zira bu yılın başında bu rakam bile telaffuz edildi. Şimdiyse yine ölüm ilanları dönemi geldi. Gün geçmiyor ki biri çıkıp “Bitcoin daha da iflah olmaz, öldü, bitti, mahvoldu,” demesin.
Ben Bitcoin’in kripto paraların “altın”ı olduğuna inananlardanım.
Bu tabii sadece inanç, şahsi bir his; yatırım tavsiyesi değil. Hem zaten “altın” bile olsa, bu demek değil ki fiyatı hep yükselecek. Belki onlarca yıl yerlerde sürünecek. Demek istediğim, ben Bitcoin’in kalıcı olduğuna inananlardanım. Kripto paraların biri gelip biri gidecek, kimi hızla parlayıp sönecek kimi yıllarca az ama hep kazandıracak, bazıları gündelik harcamalarımızda başrolü kapacak vesaire.
Bitcoin’e gelince…
Bitcoin’le hiçbir zaman ekmek alacağımızı sanmıyorum ama o hep olacak. Bence!

Önümüzdeki on yılda…

Bitcoin’in can çekiştiğini hatta öldüğünü ilan eden haberlerden gına getirdiyseniz, bugün Forbes’a düşen bir haberle, dünyanın önde gelen üniversitelerinden Imperial College London’ın yine bugün yayınlanan kripto para araştırmasıyla bitirelim.
Imperial College London ile eToro’nun ortak araştırmasında kripto paraların, bir paranın sahip olması gereken üç temel kriterden ilkini yerine getirdiği belirtiliyor ve mealen kripto paralar önümüzdeki on yıl içinde kitlesel kabul görebilir deniyor. Hatta eToro’nun İngiltere direktörü, beni çürütecek şekilde, Bitcoin’i de gündelik hayatta göreceğimizi söylemiş.
Benim için sakıncası yok.
Deyim anlamıyla değil kelimenin gerçek anlamıyla, valla; dostlar alışverişte görsün!

* Projeye yetişemedim ama kusadasi@kusadasi ekibi isterse yine de kullanabilir; bu da izin beyanım olsun.

Dostlar alışverişte görsün | Ecency