Sürekli içip sokaklarda takı toka satarak yaşayıp, "bohemliği" bir bok zannettiğimiz zamanlarımızdaydık. Yaşam bizi bir yere taşımıyor, daha çok bizi eritiyormuş gibi bir his oluşuyordu içimde. Böyle anları ben gerçekliğin kendisi ve etkilendiğim beat ekolünün bir yan etkisi olarak yorumluyordum o günlerde. O ise sessiz kalıp anime seyretmeyi tercih ediyordu.
O akşam caddede en geç kapanan marketten yürüttüğümüz sucuğu bahçede pişirirken Uysal geldi çat kapı. Beklenmedik bir misafirdi Uysal; bana bunu düşündüren çat kapı gelmesi değildi yalnız, onu çok uzun süredir görmemiş olmamızdı. O zamanlar çok bir şey şaşırtmıyordu gerçi bizi. Bu durum hayatı boş vermiş olmamızdan yada artık hiçbir şeye heyecanlanmayacak kadar olgun olmamızdan değil, varoluşumuzun sebeplerini kavrayamadan kendimizi o iki göz oda ve küçücük bahçeye gizlemiş olmamızdan kaynaklanıyordu. O evde birçok şeyden saklanabiliyorduk; toplumdan, devletten, ,iktidardan, yozlaşmışlıktan, dostlarımızdan, ailemizden, akşama getiririm diyerek iki ekmek bir camel soft aldığımız sonrada önünden bile geçmediğimiz bakkaldan, hatta kendimizden…
Kapıyı açıp davet ettim Uysalı içeri, aç olup olmadığını sordum. İçebileceği bir şeylerin olup olmadığını sordu, tanıdığım en güzel kadınlardan biriydi Uysal ama o an yorgun ve umutsuz görünüyordu. O’nun olduğu oda da bir şeyler olacağını söyleyip ateşin başına döndüm. Yanıma geldiğinde biraz daha rahatlamış görünüyordu. Keyfini bozmamak için bu kadar zamandır nerede olduğunu ve çat kapı çıkıp gelmesinin nedeni sormak istemedim. Sanki her zaman bizimleymiş de sigara almaya çıkıp gelmiş gibi normal karşılıyordum varlığını. O an sonsuza kadar devam etmeliydi.
O gece çok konuşmadık. Ateşin başında sabaha kadar içtik. Olduğumuz yere de sızmışız. Öğle vakti bahçe kapısının sesiyle uyandım, sıcak yüzünden epeyce terlemiştim. Bunalarak yattığım yerden doğruldum kapıya doğru bakmaya çalıştım. Bahçe kapısından giren adam Uysal’ın kuzeni Murat’tı. Başta gördüğüm şeyin gerçek olup olmadığını bilemedim. Sonra Uysal’ın bu şehirde bizden başka arkadaşı olmadığını anımsayarak Murat’a hoş geldin diyecektim ki, Murat Uysal’a bağırmaya başladı:
-“Ekrem abi nerdesin sen? Amcamla geceden beri seni arıyoruz. Çabuk kalk halamlar gelecekmiş eşyalarını toplayıp evden ayrılman gerekiyor.”