Her gün kafasını kurcalayan bu düşünceler ile beraber, farkında olmadan okumayı kestiği kitabı elinde, kanepede otururken zil sesini duydu. Gelen, elinde bavulu ile güzel bir kızdı.
-Buyrun kime bakmıştınız?
-Özür dilerim sanırım yanlış kapıya geldim. Yeni taşınıyorum. Daire 8 e bakıyordum. Kapılarda numaralar yazmıyor. Büyük anneme bakıyorum ismi Nurten. Tanıyor musunuz ?
-Evet hemen yan daire Nurten teyzenin.
-Teşekkür ederim.
Konuşkan, masum bir güzelliği vardı. Ne kadar güzel biri dedi. Nurten teyzeyi de iyi tanıyor, yan daireye taşındığı için aralarında bir şey oluşma ihtimali yüzünü gülümsetiyordu. Bu kısa süreli güzel hayalini kendine kızarak bastırdı. Aşka inancı kalmamıştı, belli ki bunun sonu da aynı olabilir benim şu anki hayatım bana yeter diyerek kanepesine oturup kitabına devam etti.
Bizimki kız ile her kaşılaştığında kendisini geri çekiyor, utangaç tavırlar sergiliyordu. Başkası olsa adamın tuhaf olduğunu düşünür belli bir yerden sonra umursamaz davranırdı. Ama bu kız her zamanki şirinliği ile bizimki ile her gördüğünde yakından ilgileniyor sohbet etmeye çalışıyordu. Günler günleri kovaladı ve birkaç ay sonra kız İstanbulda ki işini bitirmiş, geldiği memleketine dönmek için hazırlanıp, çağırdığı taksiyi apartmanın önünde beklemekteydi. Bizimki bunu camından izlerken aylardır kendisi ile bu kadar yakından ilgilenen kız ile neden konuşmadığını düşünerek kendine kızdı. Ne olabilirdi ki? O da normal bir insandı, sorun kendisindeydi, sorunluydu, duygularını kontrol edemiyordu. Kendisinde sorun olduğunu düşünmeye başladı. Ama bunu kendisine yediremedi. Ani bir karar ile kız ile konuşmak için kapıyı açıp hızla merdivenlerden inmeye başladı. Dışarı çıktığında kız taksiye binmişti. Söför kontağı çalıştırıp arabayı hareket ettirdi. Bu esnada bizimki arabanın arkasından koşup arabayı durdurmak isterken caddeden geçen başka bir araba adama çarptı. Oracıkta öldü, belkide ilk defa kendisi ile ilgilenen bir kız ile aradığı hayatı yaşayamadan...