Amasra Harbor / 15 days of adventure in trlist day-2 / Amasra Limanı / trliste 15 günlük serüven gün-2
Hello,
Amasra is one of our holiday regions that best reflects the green tone of the Black Sea. Besides being a small fishing town, it turns into a huge city with the summer guests. It makes a name for itself with its immaculate sand, small islands and rough waves hitting the shore. In fact, in order to prevent these vicious waves, I would love to see the breakwaters put in Amasra Harbor. Now let's go to the story of the stones and the harbor that protect this beautiful harbor against the waves.
Amasra Port is currently being used as a passenger transport pier, which is one of the most important projects of the district, which is still under construction. The area, which was used only as a port where ships dock long ago, is now expanded and used as a passenger port and a large parking lot.
I like the old version of Amasra Port more. Because here used to be swimming in the sea. We used to lay our towels on the flat stony areas we found by the sea and jump into the sea. Best of all, we wouldn't have sand on us.😊 When viewed from afar, the colorful beach towels sprinkled on the stones would color the port. Even the gentle sea waves crashing against the stones would have witnessed the candid conversations, banter and conversations of family members.
When we started walking from the beginning to the end of the harbor, there were walls following us along the road that resembled castle walls. The end of the harbor led to the lighthouse. At this last stop, we would take a breather and rest. Then we would go back again and this time we would walk over the stones that resembled the castle wall standing next to us. At that time, there were not as many breakwater stones as now. We used to get our share from the water of the waves hitting the stones. The narrow road was widened. We moved away from the sea close to us because of the breakwater stones placed along the way. Benches were placed on some parts of the expanded stones. In short, nothing remains of that old nostalgic image.😔
Another feature of Amasra province is that cold northerly winds blow. I wish you could see how our hair was blown and our clothes were flying in the wind that blew on that long narrow stony road we walked in the harbor. I even remember hugging each other to protect ourselves. I especially loved that mossy, jellyfish, delicious smell that the port releases around.
I tried to tell you about Amasra Port in the adventure articles we started today. I hope you like. I can say that every time I come here, the memories of those past times come to mind and I feel sad. See you again, take care. Goodbye.
Merhabalar,
Amasra, Karadeniz'in yeşil tonunu en güzel yansıtan tatil yörelerimizden birisidir. Küçük bir balıkçı kasabasının olmasının yanında, yazın gelen misafirlerle beraber kocaman bir şehre dönüşür. Tertemiz kumuyla, küçük adalarıyla ve kıyıya vuran hırçın dalgalarıyla adından söz ettirir. Hatta bu hırçın dalgalarını önlemek için, Amasra Limanına koyulan dalgakıranları görmenizi çok isterim. Şimdi gelin bu güzel limanı dalgalara karşı koruyan taşların ve limanın hikayesine uzanalım.
Amasra Limanı, şu an hala yapımına devam edinilen, ilçenin en önemli projelerinden biri olan yolcu taşıma iskelesi olarak kullanılmaktadır. Çok önceleri sadece gemilerin yanaştığı bir liman olarak kullanılan alan, artık genişletilerek yolcu taşıma iskelesi ve geniş bir otopark olarak da kullanılıyor.
Ben Amasra Limanı'nın eski halini daha çok seviyorum. Çünkü burada eskiden denize girilirdi. Denizin kenarında bulduğumuz düz taşlık alanlara havlularımızı serip, denize atlardık. En güzeli de üzerimiz kum olmazdı.😊 Uzaktan bakıldığında taşların üstüne serpilen rengarenk plaj havluları limanı renklendirirdi. Samimi sohbetlere, şakalaşmalara ve aile bireylerinin konuşmalarına taşlara çarpan hafif deniz dalgaları bile şahit olurdu.
Limanın başından sonuna kadar yürümeye başladığımızda, yanımızda bizi takip eden kale duvarlarını andıran yol boyunca duvarlar vardı. Limanın sonu deniz fenerine çıkıyordu. Bu son durakta biraz soluk alır dinlenirdik. Sonra tekrar geri dönüp, bu sefer o yanımızda duran kale duvarını andıran taşların üstünden yürürdük. O zamanlar şimdiki gibi çok fazla dalgakıran taşları yoktu. Taşlara çarpan dalgaların suyundan nasibimizi alırdık.😊 Şimdi aralara koyulan dalgakıran taşları denizle olan mesafemizi iyice uzaklaştırdı. Dar olan yol genişletildi. Bize yakın olan denizden, aralara yol boyunca koyulan dalgakıran taşları yüzünden uzaklaştık. Genişletilen taşların bazı bölümlere banklar yerleştirildi. Kısacası o eski nostaljik görüntüsünden hiç bir eser kalmadı.😔
Amasra ilinin bir özelliği de soğuk poyraz rüzgarlarının esmesidir. Limanda yürüdüğümüz o uzun dar taşlı yolda esen rüzgarda, saçlarımızın nasıl savrulduğunu ve kıyafetlerimizin nasıl uçuştuğunu görmenizi isterdim. Kendimizi korumak için birbirimize sarıldığımızı bile hatırlıyorum. Hele ki limanın etrafa saldığı o yosunlu, deniz analı, nefis kokusuna bayılırdım.
Başladığımız serüven yazılarında bugün sizlere Amasra Limanı'ndan bahsetmeye çalıştım. Umarım beğenmişsinizdir. Buraya her gelişimde o eskiden yaşamış olduğun anılar aklıma gelip, hüzünlendiğimi söyleyebilirim. Tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın. Hoşça kalın.