Yaşadığımız dünyada içini doldurmadığımız boşluklar, hesap edemediğimiz sonuçlar, adını koyamadığımız renkler ve gerek ruhsal gerek bedensel hastalıklarımızın tıpta bulunmayan çareleri vardır.
Mesela bir yaranın kapanmasının veya yaşadığımız bir travmanın üzerindeki etkisinin geçmesi için belirli eylemlerde bulunmak gerekir. Bedenimizdeki yaranın geçmesi için o yaraya ilaç sürer, yaşadığımız travmanın etkisinin azalması için psikolojik destek alabiliriz. İkisininde ortak noktası bu eylemleri gerçekleştirdiğimizde belli bir süre beklemek, beklemek veya daha çok beklemek gerekir.
Beklemek, sabit tuttuğumuz bie noktadan sabit olan başka bir noktayla arasına belirli bir zaman koymaktır. Dara düştüğümüz bu olaylarda konunun aslına bakarsak nihayete erişmek için özellikle zaman gerekmektedir. Bazen hastanelerde, bazen ibadethanelerde, insan yaratıcaya bile dua ettiğinde sonrasında yapıcağı şeyin beklemek olmasının bilincindedir.
Kısacası zaman akreple yelkovanın birbirini kovalamasından ziyade bütün insanlığın beklediklerini alma, istediklerini elde etme, gayelerine ulaşma püf noktadır.
İnsan doğar, zamanla büyür, zamanla hayatta tatmadığı acıları tadar ve ne tesadüftürki o acılarla baş etmenin yolunu zamanla öğrenir. İnsanoğlu hayatta her şeyi zamanla öğrenir.
Zaman bazı anlarda hem öğretmen hem en büyük hatıra hem de büyük bir ilaçtır.
Yaşadığımız anların kıymetini bilmeli ve geçirceğimiz güzel günlerin bir daha geri dönmeyeceğini, zamanın telafiye ödün vermediğinin farkında olmalı, her anı on ikiden vurmaya çalışmalıyız.