Süregelen dertlerimize, can sıkıntılarımıza, yaşadığımız sevgi patlamalarına, sinirli anlarımızın yatıştırılmasına ve çoğu kimsede bulamadığımız sadakati bizlerle tanıştıran bazen küçük, bazen büyük dostlarımız vardır. Bunlar dilimizi bilmezler. Dilimizi bilmeseler de dilimizi bilenlerden daha iyi anlaşırlar bizle. Kim mi bunlar? Bunlar tabi ki hayvan dostlarımız.
Hayvanlar hakkında her hayvanın başlı başına yüzlerce sırrı olması, onların her birini tıpkı insanlar gibi özel kılmıştır. Biz onlara ne kadar şefkatle yaklaşırsak onlar da aynı tutumu bize göstermektedirler. Onların gösterdiğiniz şefkati, sevgiyi hissettiklerini biz de hissedebiliyoruz. Çünkü sevgi öyle bir şeydir ki hissedilmemesi olanaksızdır. Sevgi her duygudan daha güçlü ve daha büyüktür. İçimizde dostlarımıza şefkat gösterenler kadar şiddet gösterenler de vardır tabi ki. Onlar ne insan ne de hayvan dilinden anlayan cinsten…
Günümüzde barınakların yaygınlaştırılması, özellikle evcil hayvan edinmek isteyen insanların barınaklara müracaat etmeleri gittikçe fazlalaşmaktadır. Bu da “pet shop” olayına da tepki olarak doğmuştur tabi ki haklıca. Dünya tarihinin başından beri insanlar hayvanlarla iç içe yaşamıştır. Aslında hayvanlar, bitkiler bunlar insanın kendi türünden olmayıp, kendi türündekilerden bazen daha anlayışlı, daha cefakar dostlar olmaktadır bizim için. Hayatımızda da büyük yerleri vardır. Hepsi ayrı ayrı bizim dostumuz olmalı ki, onlar da bizi dost bilsin. Birazcık da olsa nihayetinde bu gezegen daha cazip bir hal alsın.