Genelde, eğer boş vaktim olursa bilime ve doğaya dair belgeseller seyrederim. Yine geçenlerde belgesel kanallarını karıştırıyorum ne var ne yok diye, daha önce seyretmiş olmama rağmen aynı yayını yine yapıyorlar. Belgesel "mirketler" hakkında, daha önce seyrettim demiştim ama başka ilgi çekici birşey bulamayınca yeniden aynı belgeseli seyretmek zorunda kaldım. Neyse lafı fazla uzatmadan anlatmak istediğim konuya geçeyim. Bu yazıyı yazarken izlediklerimin yanında doğru bilgi verebilmek amacıyla biraz da araştırma yaptım.
Mirketler
İnsanlar genelde bu canlıları TV yayınlarından ya da ilgili belgesellerden biliyorlar. Tipi daha çok ülkemizde yaşayan gelinciğe benzese de kendilerine has karekteristik özelliklere sahipler. Yetişkinlerinin boyları 30-40 cm arasında değişebilmektedir. Eğer içine olası büyük tehlikeleri katmazsak bir birey yaklaşık olarak 15 yıl yaşayabilmektedir. Bu canlılar Afrika Kıtası'na özgü canlılar olup başka herhangi bir yerde yaşamamaktadırlar. Memeli canlılar oldukları için de doğurarak çoğalmaktadırlar.
Kemirgen, etobur olan bu canlıların yemek menülerinde böcekler, yılanlar, akrepler, larvalar ve kurbağalar bulunmakta. Yemek arayışında yaşadıkları canlılarla kıyasıya rekabet halindeler, yemek için başka mirket gruplarının sınırlarını ihlal etmeyi alışkanlık haline getirmişler diyebilirim. Sonuçta Afrika'da yaşamak da yemek bulmak da bir hayli zor.
Oldukça sosyal olan bu canlılar gruplar halinde yaşamaktadırlar. Sürüdeki bireylerin sayısı 50 mirkete kadar çıkabilmektedir. Sürü halinde yaşamalarının getirmiş olduğu ve birçok canlı türünde de görülen hiyerarşik düzen mirket gruplarında da var. Sürüyü genelde baskın bir dişi birey yönetmekte olup diğer birçok birey lidere yardım etmekte. Zaten sürüdeki kıdemli bireylerin birçoğu baskın dişinin çocukları ya da yakın akrabalarıdır. Neredeyse her işi grup halinde yapan bu canlılar beslenmeden alan savunmasına kadar birçok işi birlikte yapmaktadırlar. Özellikle beslenme esnasında gruptan en az iki birey gözcülüğü üstlenir ve olası tehlikelere karşı grubu uyarır. Gözcü mirketlerden birine birşey olsa yerine hemen bir diğeri geçer ve bu durum bu şekilde devam eder.
Mirketler en büyük düşmanlarından olan yırtıcı kuşlara karşı bir alarm sistemi bile geliştirmiştir. Gözcü mirket tehlikeyi hissettiği an diğer bireylerin anlayacağı biçimde sesler çıkarır ve grup birden topluca bir sığınağın etrafına ya da içine kaçar. Araştırmalara göre tehlikenin türüne ve konumuna göre mirketler farklı ses tonları çıkararak uyarıda bulunabilmektedirler.
Ayrıca usta birer kazıcı olan mirketler, yuvalarını yerin altına diğer canlılardan saklanabilecekleri bir şekilde inşaa ederler. Kazıcılık yetenekleri bir de keskin koku duyularıyla birleşince yerin altındaki avlarını kolayca bulup çıkarabilnektedirler. Birçok canlının zehirine karşı bağışıklıkları vardır. Özellikle akrepleri yemeyi sevdiklerinden akrebin nasıl alt edileceğini de iyi bilirler, akrep mirketi soksa bile sahip oldu bağışıklıkları dolayı mirket ölmez. Zehirli yılanlar konusunda da grup çalışması yaparak yılanları da kolayca alt edebilmektedirler.
Konu bölgelerini savunmaya gelince bakıma muhtaç olan bebekler ve bakıcıları hariç küçük büyük her birey saldırı pozisyonuna geçerek düşmanla çarpışmaya hazırlanır. Mirketler zorlu çevre şartlarından dolayı hakimiyet alanlarını sürekli geliştirmek zorundadırlar. Ne kadar çok alana sahip olurlarsa yiyecek bulma ihtimalleri de o kadar artmaktadır.