Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon'dan çıkışı anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır.
Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır.
Resim kaynak:
http:// www.forumusa.com/ wp-content/uploads/2016/03/turksoy.jpg
Yazılı olarak ilk defa 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre senenin ilk gününü simgeler. Günümüzde de Nevruz bir şenlik olarak kutlanır. Kimi topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta kutlarken, kimisi de 22 veya 23 Mart'ta kutlarlar.
Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine dayanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, Indo-Iranlıların avcılıktan hayvacılığa ve yerleşik yaşama geçişini simgeler. O çağlarda mevsimler insanoğlunun hayatında günümüzdekinden daha yaşamsal bir önem taşıyordu ve yaşamla alakalı her şey dört mevsim ile çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir kıştan sonra gelen bahar, tabiat ananın çiçekler, yeşillenen bitkiler uykusundan uyanması ve ineklerin yavrulaması, insanoğlu için büyük bir fırsat ve bolluğun canlanması demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid olduğu söylenir