Yakın dönemde ülkemizde sıklıkla konuşulan müfredattan kaldırılmasına karar verilen evrim konusuna bir biyolog gözüyle değinmek istedim. Umarım yazdıklarım birilerinde bir gün bir şekilde bir kıvılcım yaratmayı başarır ya da konu ile zaten ilgili olanlara keyif verecek bir yazı olur.
Evrim konusuna başlamadan önce teori kelimesi bilimde nasıl bir kullanıma sahiptir bundan bahsetmek istiyorum.
Bilim, evrenin nasıl çalıştığını anlamak için kullandığımız mantıksal ve sistematik yaklaşımdır.
Sanatın ve edebiyatın aksine bilim, deneyleme ve analiz ile doğrulanabilecek, ölçülebilir sonuçları hedefler. Bilim fikirler ya da tercihler üzerine değil, gerçekler üzerine şekillenir.
Bilimsel metot genel düşüncenin aksine hipotezleri kanıtlayarak değil, kabul edilebilir bir sonuç çıkana kadar alternatif açıklamaları eleyerek çalışır.
Peki Nedir Bilimsel Metot?
Bilimsel metodun basamaklarını şu şekilde sıralayabiliriz:
Bilimsel metoda dair bazı temel, anahtar noktalar da şöyledir;
Tabii bilimsel yöntem bazen çok sinir bozucu olabilir. Bir teori genelde hiçbir zaman kanıtlanamaz. Çok nadiren bazı teoriler kanun haline gelebilir (yerçekimi kanunu gibi) ancak o bile yeni bulgularla küçük değişimlere uğrayabilir (bkz. Newton Mekaniği ve Kuantum Mekaniği)
Bu tabii ki teorilerin anlamsız olduğu anlamına gelmez. Bir hipotezin teori haline gelebilmesi için zaten deney yapılmış, bulgular ile desteklenmiş, aksi bir durum gözlenmemiş olması gerekir.
Teori kelimesi,
Yani birinin “sadece bir teori” demesi o kişinin bilimle pek de alakası olmadığının bir göstergesidir. Çünkü bilimde teori, deney ve gözlem verileriyle desteklenmiş hipotezlerdir.
Konu hakkında merak ettiklerinizi ya da fikirlerinizi yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim.
“Teorilerinizin” çürütülmemesi dileğiyle…