1999 yılında Bashkir Merkez Üniversitesi’nin bilim insanları gelişmiş bir uygarlığa ait bir iz buldular. Bu iz, bir çeşit yapay taşın üzerine Ural Bölgesinin üç boyutlu resminin yapıldığıydı. Bu keşif insan tarihine karşı bir sonuç ortaya koyuyordu.
Prof. Alexandr Chuvyrov 1995 yılında eski öğrencilerinden biri siyle Eski Çin halkılarının Sibirya ve Ural bölgelerine yaptıkları göçleri araştırmaya karar verdiler. Bashkiria’ya yaptıkları yolculuk sırasında eski Çin dillerini içeren taş yazıtlar buldular Bunlar, Çinlilerin göçlerine ilişkin araştırmalarını doğruluyordu. Okunan yazıtlar genellikle ticari kayıtları, ölüm ve evlilik kayıtlarını içeriyordu.
18. yüzyılda Ufa valisi yaptırdığı araştırmalarda, aldığı notlarda Nurimanov bölgesinde üzerinde çizimler olan 200 civarında taş plaka olduğu yazıyordu. Chuvyrov ve öğrencisi, bunları Eski Çin göçüyle ilişkilendirdiler. Bu notlar Rus Bilim insanlarının Ural bölgesinde yaptıkları araştırmalarda bu taş plakaları incelediler.
20. yüzyılın başında Arkeolog A.Schmidt bu beyaz taş plakaları Bashkira'da gördüğünü söylüyordu. Bu da bilim insanlarının başlamasına neden oldu. Chuvyrov ve öğrencileri 1998 yılında araştırmayı ilerletmeye karar verdiler ve bir helikopter kiraladılar. Helikopterle taş plakaların bulundu söylenen alanda bir tur atarak ilk uçuşlarını gerçekleştirdiler. Bu kadar çabaya rağmen taş plakalara ulaşamayınca bunun sadece söylentiden ibaret bir şey olduğunu düşünmeye başlamışlardı.
Chuvyrov’un köye yaptığı ziyaretlerin birisinde, bölgenin tarım konseyinin eski başkanı Vladimir Krainov, kendisine gelerek “Taş plakalar için araştırma yapıyormuşsun? Benim avlumda birkaç tane değişik plaka var.” der. Chuvyrov, “İlk önce, bu haberi ciddiye almadım.” diyor ve “Buna rağmen, gidip görmeye karar verdim. Tarihi tam olarak hatırlıyorum: 21 Temmuz 1999. Evin sundurmasının altında, birkaç ezik ve kırığı olan bir plaka duruyordu. Plaka, çok ağırdı ve yerinden oynatamadık. O nedenle, Ufa kentine yardım istemeye gittim.“ diye anlatıyor.
Hemen Chandar'da çalışmalar başladı. Taş bulunduğu yerden çıkarıldıktan sonra yapılan ölçümlere göre, 148 santimetre yüksekliğinde, 106 santimetre genişliğinde, 16 santimetre kalınlığında ve yaklaşık 1 ton ağırlığındaydı. Bulunan bu taşa ''Dashka Taşı'' adını verdiler ve araştırma için üniversiteye götürdüler.
Üzerindeki toprağı temizlendikten sonra bilim adamları gözlerine inanamamıştı. Chuvyrov'un ilk görüşüne göre “Anladım ki bu, sadece bir taş parçası değildi. Fakat gerçek bir haritaydı ve sıradan bir harita değildi. Üç-boyutlu bir haritaydı. Bunu kendiniz de görebilirsiniz.“ “Bölgeleri nasıl tanıdık? İlk başta, haritanın çok eski olabileceğini düşünmedik. Büyük şans olarak, Bashkira’nın rölyefi, milyonlarca yıldır fazla bir değişikliğe uğramamıştı. Ufa zirvesini tanıyabildik, Ufa kanyonu, kanıtlarında en önemli nokta oldu. Çünkü jeolojik olarak araştırmalarımız sonucunda bu plakanın çok eski bir harita olduğunu ortaya koydu. Çünkü kanyondaki yerinden çıkarıldıktan sonra, doğudan buraya taşınmıştı. Bir grup haritacılık, fizik, matematik, jeoloji, kimya ve eski Çin dilleri konusunda uzman Rus ve Çinli araştırmacı, plakanın Ural bölgesinin haritasını içerdiğini; Belya, Ufimka ve Sutolka nehirlerini de kapsadığını buldular.“
Alexandr Chuvyrov gazetecilere taşı göstererek; “Ufa kanyonu görünüyor. Yer kabuğundaki bu kırık, Ufa şehri ile Sterlitimak şehri arasında uzanıyor. Tam orda Urshak nehri eski kanyon boyunca uzanıyor. “ diyor.
Harita, 1:1.1 kilometre ölçeğinde yapılmıştı. Plakanın jeolojik yapısı belirlenmiş ve 3 katmandan olduğu tespit edilmişti.Taban, 14 cm kalınlığında en sağlam dolomiteden (beyaz mermer), ikinci katman ise en ilginç olanı, diopside camından yapılmıştı. Üçüncü katman ise 2mm kalınlığında kalsiyum porselenden yapılmış ve haritayı dış etkilerden koruyordu. Bu taşın son derece yüksek teknolojisi olan aletlerle yapıldığı, insan elinde çıkmadığı belirlenmişti. Taş tek parça olmadığı 3.4m x 3.4m büyüklüğünde bir haritanın parçası olduğu tespit edilmiş ve diğer parçalarında en kısa zamanda bulunması gerektiğini Prof. Chuvyrov söylüyordu.
“Bu, fark edilmeli…“ diyor Chuvyrov ve “Rölyef, eskiçağ taş oymacı tarafından yapılmamış. Bu, imkânsız. Bir makine ile yapılmış olduğu apaçık ortada. “ diye de ekliyor. X-ışını fotoğrafları, plakanın yapay olduğunu ve aletlerle yapılmış olabileceğini ortaya koymuş.
Bilim insanları, haritayı ilk incelediklerinde, bu eski haritanın, eski Çin zamanında yapılmış olabileceğini düşünmüşlerdi. Çünkü üzerindeki yazılar, düşey olarak yazılmıştı. İyi biliniyor ki, 3. yüzyıl öncesinde kullanılan eski Çin dilinde düşey literatür kullanılmıştı. Bunun üzerine, Chuvyrov, varsayımı araştırmak için Çin İmparatorluk Kütüphânesi’ni ziyaret etti. Kütüphânenin verdiği 40 dakikalık izin sırasında, birkaç nâdide bulunan eseri inceledi. Fakat hiçbiri, plakadaki literatürü içermiyordu. Daha sonra Hunan Üniversitesi’ndeki meslektaşlarını ziyâret etti. Beraber yaptıkları çalışma sonucunda, porselen kaplı plakaların Çin’de hiçbir zaman kullanılmadığına gördüler.
Yazıtları çözmek için harcanan çaba boşa gitmiş, bir sonuç elde edememişlerdi. Taş üzerindeki yazılar “hieroglyphic-syllabic“ (hiyeroglif-hece) literatürünün dışında kalıyordu. Buna rağmen Chuvyrov, bir tek şifrenin manasını çözmüştü: Bugünkü Ufa kentinin bulunduğu enlemin karşılığı…
Taş plaka üzerinde yapılan araştırmalarda bir çok sır ortaya çıkmıştı. Haritada, dev bir sulama sistemi görülebiliyordu: Nehirlere eklenmiş, 2 adet 500 metre genişliğinde kanal sistemi, her biri, 300-500 metre genişliğinde, yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda ve 3 kilometre derinliğinde 12 adet baraj bulunuyordu. Barajlar, suyun her iki tarafa dönmesinde yardımcı oluyor ve inşaatları sırasında 1 katrilyon metre³ toprak taşınmış olmalıydı. Mukayese edilecek olursa; Volga-Don kanal sistemi, sanki bugünün rölyefine çizilmişti. Bir fizikçi olan Alexandr Chuvyrov’a göre insanoğlu, haritadaki yapının ancak ufak bir kısmını yapabilir. Haritaya göre, başlangıçtan beri, Belaya Nehri, yapay bir nehir yatağında akıyordu. Haritada, dev bir sulama sistemi görülebiliyordu: Nehirlere eklenmiş, 2 adet 500 metre genişliğinde kanal sistemi, her biri, 300-500 metre genişliğinde, yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda ve 3 kilometre derinliğinde 12 adet baraj bulunuyordu. Barajlar, suyun her iki tarafa dönmesinde yardımcı oluyor ve inşaatları sırasında 1 katrilyon metre³ toprak taşınmış olmalıydı. Mukayese edilecek olursa; Volga-Don kanal sistemi, sanki bugünün rölyefine çizilmişti. Bir fizikçi olan Alexandr Chuvyrov’a göre insanoğlu, haritadaki yapının ancak ufak bir kısmını yapabilir. Haritaya göre, başlangıçtan beri, Belaya Nehri, yapay bir nehir yatağında akıyordu. Bu barajların yapımı sırasında 10 arkasında 24 sıfır (10.000000000000000000000000) metre³ toprak hafriyatı gerektirmiştir. Bununla mukayese edersek Volga ve Don kanalı, sadece bir küçük dere gibi kalmaktadırlar. Bu sûnî nehrin başlangıcının bugünkü Belaya Nehri olduğu anlaşılmaktadır.
Plakanın tam yaşını hesaplamak oldukça zor. İlk olarak, radyo karbon analizleri yapıldı. Ardından plakanın katmanları, uranyum kronometer ile incelendi. Araştırmalar, farklı sonuçlar verdi ve plakanın yaşı tam olarak netlik kazanamadı. Plakanın incelenmesi sırasında, yüzeyinde iki deniz kabuğu bulundu. Biri,“Naciopsinamunitus of Gyrodeidae“ ailesindendi ve yaklaşık 500.000.000 yıllıktı. Diğeri ise, “Ecculiomphalus princeps of Ecculiomphalus“ alt ailesindendi ve yaklaşık 120.000.000 yıllıktı. Yani, yaş olarak “işleyen versiyon“ kabul edildi.
“ Harita, muhtemelen Dünya’nın manyetik kutbu bugünün François (Franz) Josef topraklarındayken, tam olarak 120.000.000 yıl önce yapılmış olmalı…“ diyor Profesör Chuvyrov ve ekliyor:
“Harita, geleneksel insan anlayışının ötesinde ve kullanabilmek için uzun bir zamana ihtiyacımız var. Kendi mucizemizi kullanabiliriz. İlk başlarda, taşın 3000 yıllık olabileceğini düşündük. Buna rağmen yaşı yavaş yavaş büyüdü. Taki biz, deniz kabuklarının taşın üzerinde bazı şeyleri işaretlediğini anlayana dek. Kim harita yapıldığında kabukların canlı olduğunu dair garanti verebilir? Haritanın yapımcısı, muhtemelen taşlaşmış halde bulmuş olabilir.“
Bashkir’de bulunana materyaller, Amerika / Wisconsin’deki Tarihi Kartografi Merkezi’nde incelendi ve Amerikalılar şaşkına döndü. Uzlaştıkları nokta, bu haritanın sadece tek bir yolla yapılabileceği şeklindeydi. Denizcilik için yapılmış olan bir harita, ancak uzay seferleri sayesinde yapılabilirmiş. Şu an Amerika’da dünyanın üç boyutlu haritasının yapımı ile uğraşılmakta.
Asıl sorun, böyle bir üç boyutlu haritanın yapılabilmesi için, zorunlu olarak çok fazla şekil üzerinde çalışmak gerekiyor. Chuvyrov’a; “Örneğin, bir dağın haritasını yapmak istesek?“ şeklinde bir soru yöneltildiğinde, “Bu gibi haritaları yapmak için teknolojik süper-güçlü bilgisayarlara ve uzay mekiği ile yapılacak bir sefere ihtiyaç duyuyor.“ diyor. “Peki bu haritayı kim yaptı?“ şeklindeki soruya ise, temkinli bir şekilde “UFO’lar ve dünya dışılar hakkında konuşmayı sevmiyorum. İzin verin haritanın yapımcısını basitçe, The Creator diyelim.“ diyor.
Diğer açıklanması gereken konu da, bu haritayı yapanların yaşadıkları devirde gerek denizden gerekse karadan yolculuk edildiğine göre hiçbir emare yoktur. Zira haritanın hiçbir yerinde karayolu ve denizden veya nehirden deniz yolu olduğunu gösteren bir detay bulunmamaktadır. Düşünecek olursak, bu eski haritayı yapanlar, bu bölgede yaşamıyorlardı. Sadece sulama amaçlı yapılmış bir toprak parçası. En olası fikir, bu görünüyor.
Harita üzerindeki son araştırmalar, yeni sansasyonları da beraberinde getiriyor. Biliminsanları, artık haritanın sadece büyük bir dünya haritasının parçası olduğundan eminler. Harita, bazı hipotezlere göre, toplam 348 parçadan oluşuyordu. Diğer parçalarda yakın yerlerde olmalı… Chandar’ın dış mahallerinde, biliminsanları, 400’den fazla örnek aldılar ve geri kalan haritanın bulunabileceği yer, Sokolinaya Dağı geçidi olarak ortaya çıktı. Buna rağmen buzulçağı sırasında parçalara ayrılmıştı. Fakat biliminsanları, “Mozaik“leri birleştirmeyi başarabilirse, harita 340 metre x 340 metre boyutlarında olacak.
Chuvyrov, materyaller toplandıktan sonra aynı bölgede bir araştırma yaptı ve 4 parça incelenebildi. Bir tanesi, Chandar’daki bir evin altında; diğeri tüccar Khasanov’un evinin altında; üçüncüsü, bir köy banyosunun altında; dördüncüsü ise bir demiryolu köprüsünün altında..