Aklı deli deli düşüncelerle dolar bazen insanın, iyi hissettirirler düşüneni, hayata geri getirir o düşünceler beni. Deli düşünceler kalkıp bir işe kalkışmanı sağlarlar, kalkıp bir yola koyulmanı...
Gönül işleri, en yalnız gecelerin gerginliği altında kafasını meşgul ederler düşünenin, kaçarsın onlardan kaçmak istersin ama asla saklanamazsın.
Deli fikirler, daha önce gördüğün o mağarada saklanabileceğini düşünmeni sağlarlar ve gece boyu beyninin en ücra köşelerine kadar saldırarak seni bu mağarada güvende olacağına inandırırlar. Ertesi gün yapacaklarının planlarını kurarlar.
Sabah kalktığında o gün nereye gitmek istediğini bildiğini zannedersin. Nereye gitmek zorunda olduğunu bildiğini. Girişin önüne geldiğinde hissetmen gerektiği gibi hissetmediğini fark etsen de önceki gece beynini ele geçirmiş olan deli fikirler yüzünden içeri girer bakarsın. Her şey olmasını istediğin gibidir. Yaşamak istediğin, hayatının geri kalanını sürdürmek istediğin yerin burası olduğunun düşüncesindesindir fakat içine sinmez yine de bu güzel mağara çıkar dışarı oturur ve düşünür ve ağlarsın. Ağlarsın "Yine problem olan şey ne?" diye diye.
Sonra birden yokluğun içinden vahşi bir kedi belirir, koşar, zıplar üstüne, yere serer seni ve bekler. Sivrilmiş dişlerini göğsünün sol yanına doğru yavaşça bastırır. Nefes almakta zorluk çeker, hırıltıya benzer bir ses çıkarırsın sen de. Sonra da dizlerinin üstünde duracak kadar kalkmana izin verir. Yalvarmanı ister bir şekilde gözlerinin içine öfkeyle bakar. Kedinin vahşiliğinden veya senden güçlü olmasından değil gözlerinin güzelliğinden aciz hissedersin, yalvarırsın "Lütfen deş şu göğsümü!" diye diye.