Kısmetse Olur İncelemesi
Herkese Adele'in Hello'su tadında bir heeeeeeeeeeeeellllllllloooooooooooo! Terrrrrtemiz bir giriş oldu Adele bacımız sağolsun. Nasılsınız? Umarım keyfiniz yerindedir. Son günlerde çok iyi hissediyorum. Ama bugün biraz yorgun uyandım. Neden bilmiyorum hiçbir şey yapasım yok. Bugün ne ders çalıştım ne başka bir şey yaptım. Yaptığım tek şey bir tencere yemek ve annemi nişana hazırlamak oldu. Bugün biraz tatsız bir günümdeyim anlayacağınız.
Başlıktan anlayacağınız üzere bugün Kısmetse Olur'a kaçamak bir bakış atacağız. Kaçamak bir bakış diyorum çünkü çok detaylı bir inceleme olmayacak. Umarım sevgili @sudefteri buna kızmaz 😂. Eski Kısmetse Olur'dan mı bahsetsem yoksa yenisinden mi onu bile düşünmedim. Arka planda yine İşte Benim Stilim videosu var. Bu beni biraz da olsa motive ediyor. Sanırım hem eski Kısmetse Olur'dan hem de yeni olandan bahsedeceğim. Ortaya karışık bir şeyler yapmam hepimiz adına daha hayırlı olur ahaha. Hem biraz format hakkında konuşuruz hem de yeni tipleri biraz eleştiririz. Birilerine giydiresim var. Bayadır nefret saçmıyorum.
Ay arka plandaki İBS kavgası o kadar ateşli ki çok motive oldum şu an. Önce Kısmetse Olur'u incelemek istedim çünkü İBS -yani İşte Benim Stilim- hakkında uzuuuuun bir inceleme yapacağımı düşünüyorum. Düşüncesi bile heyecanlandırdı beni :D. Benim için çok özel. Çünkü İBS'deki ve Kısmetse Olur'daki bazı tiplemeleri burada da görüyoruz bence. Sahte samimiyetler, arkadaşının arkasından konuşmalar ya da lider gidince moderatörcülük oynayanlar falan. Bence hepimizin aşina olduğu senaryolar ve karakterler. Sahte krallığında kralcılık oynayan bir halk. Herkes birbirine alkış tutuyor. Ama ilk fırsatta birbirlerini kötülüyorlar ya da dışlama politikasına gidiyorlar. Kısmetuslar iki yüzlü canlılar. Evet ilk çıkarımı burada yapabiliriz. Kısmetse Olur yarışmacılarına sosyal medya dilinde "Kısmetus" diyoruz.
Önce yarışmanın konseptinden biraz bahsedelim. 9 Kadın 9 Erkek yarışmacı bir evin içine bırakılıyor. Daha sonra kontrol dahilinde kısmetuslarımız bir erkekler evi bir kadınlar evi derken karşı evle etkileşime giriyorlar. Kırmızı Oda etkinliği evler arasındaki en popüler etkinlik. Önce evin içindeki televizyon ekranına bir uyarı geliyor "Yusuf Kırmızı Odaya" diye. Daha sonra Yusuf kırmızı odaya gidiyor ve kadınlar evinden bir adayı buraya çağırıyor. Konuşmaları için yaklaşık 5 dakika gibi bir süre var. Bu sürenin ne kadar olduğundan çok emin değilim. Ama taraflar kırmızı odaya gidince masanın üzerindeki kum saatini kullanarak süre tutuyorlar ve 5 dakika olduğunu tahmin ediyorum. Her neyse, taraflar kırmızı odada konuşuyorlar ve anlaşıp anlaşamamalarına göre bu görüşmelerin sayısı artıyor. Bu şekilde çiftler oluşuyor. Bu arada yarışmacıların mesajlaşması serbest. Ancak dışarda görüşmeleri yasak. Bu bir diskalifiye sebebi. Bu yüzden etkileşimler kırmızı oda ve ödül yemeklerinde artıyor. Sanırım genel işleyiş bu şekilde.
Kısmetse Olur'u bu kadar ünlü yapan şey eski versiyonu. O kadar ikonik karakterler ve o kadar komik olaylar vardı ki anlatamam. Mesela Erdem'in elenişi, Tankurt'un Onur için kendini feda edişi, Eser ile Cansel'in "Cansel get back over here" kavgası, Ayçaliçe'nin erkekte yamuk diş ve sakız sevmesi ve hatta yine Ayçaliçe'nin "Yaş benim için sadece bir raKKam" repliği. O kadar çok şey sayabilirim ki bu konuda...
Ben eski versiyonunu daha çok seviyordum açıkçası. Melis ve benim toksikliğimiz çok örtüşüyordu mesela. Kendimi en çok bağdaştırdığım karakter Melis'di. Hayranlar tarafından kraliçe ilan edilen Ayça da bence güçlü bir karakterdi. Ama ben Melis'e daha çok benzetiyorum kendimi. Ayça ile pek alakam yok. Bu evdeki aşkların birçoğu kurgu ama tabii ki arada gerçek aşklar da çıkıyor. Eser ile Cansel bunun en büyük örneğiydi. Benim favori çiftim de onlardı. Yarışmayı kazanamadılar, yazık oldu güzelim çifte. Ay bu arada yarışmanın sonunda evlenen çift büyük ödülü alıyor.
Yeni versiyonundaki tipler çok varotik açıkçası. Yaren'i başlarda seviyordum açık sözlü oluşundan ötürü. Ama sonralarda baya bozdu. Herkesin bayıldığı Aybüke bana biraz fazla kezban geliyordu ki elendi gitti. Şeyda başlangıçta herkesin favorisiydi. Son zamanlarda dünyanın en toksik insanına dönüştü. Ayşenur hanımağa triplerinde ve insanlara baskı yapıyor. Bu tarz platformlara geliyorsanız biraz flex olmanız gerekiyor bence. Ayşenur'un çok fazla net çizgileri var ve bu bana yanlış geliyor. Sevdiğim tek kadın karakter Elif diyebilirim. Daha kendi halinde takılıyor ve etliye sütlüye çok karışmayan cinsten. Aslında ben kaos,kavga, bayağılık severim. Ama varoşluğun bile bir adabı olmalı. Yaren'in evin içinde "Ağzına s*çtımın eskortu" diye bağırması çok çirkin. Ya da Yeliz'in tam olarak "mahalle karısı" tadında çıkışları falan. Adama "Yürrrrrrü" diye bağırmak nedir ya? Aslında bunlara çok gülüyorum çünkü bana komik geliyor. Ama detaylı bir eleştiri yapacağım zaman objektif olmam gerekir. Kısaca çirkin davranışlar. Bunun gibi bir sürü şey var. Simge'nin Şeyda'ya ,Şeyda'nın Aybüke'ye küfretmesi falan derken leş bir küfür zinciri var. Kimsenin birbirine saygı duyduğunu düşünmüyorum. Karakter gelişimlerini tamamlayamamış yetişkin ergenler bu yarışmaya katılmış bence.
Erkekler evine hızlıca bir göz atacak olursak da çok fazla "Adamlık" muhabbeti geçiyor. Bu da beni aşırı rahatsız ediyor. Cringe ve ötesi resmen. Kaydadeğer olarak gördüğüm Tolga ve Oğulcan var. Gerisi biraz boş geliyor açıkçası. Sedat tam bir keko ve yanardöner. Bir öyle bir böyle, asla net değil. En hazetmediğim insan profili. Erhan karşısındakini tahrik etmeye yönelik yaptığı hareketlerle kalitesini belli etti. Tolga inandığı şeylerin arkasında duran ve ilişkisine sahip çıkan biri. Aradığım kaotiklik onda yok ama bence normale en yakın karakterlerden. Oğulcan var Cansel'le ilişkisi olan. Oğulcan'ı ilişkisiyle tanımlıyorum çünkü tam olarak böyle biri. Onu o evde var eden kişi sevgilisi Cansel. Hanımcı olması falan baya hoş. Son dönemlerde "sözde" sevdiği kadına zulüm eden çok fazla erko var çünkü. Neden bilmiyorum son yıllarda insanların saygı kavramının değiştiğini düşünüyorum. Kimse birbirine saygı duymuyor. Bu kadar zor bir şey mi gerçekten bazen anlamıyorum. Neyse, Oğulcan bu konuda ön planda biri. İnsanlık olarak o evdekilere birçok şey öğretebilir. Ki Kısmetse Olur evindeki bazı erkeklerin nezaket adına bir şeyler öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar çok izlenen bir programda "Dağdan indim şehire" bandındaki tavırlar izlerken gerçekten rahatsız ediyor. Özellikle Çağrı falan aşırı itici yani. Bilmiyorum ya erkekler evi beni çok itiyor.
Daha ne desem bilmiyorum. Böyle bir format böyle bir program. Tabii ki mükemmeli beklemiyorum. Ama daha kaliteli bir şeyler olabilirdi sanki ya. Bu varotiklik falan çok fazla bence. Yani bizi güldürsün eğlendirsin diye her zaman daha fazlasını istiyoruz ama ciddi olarak düşününce insanlar milyonlar önünde kendilerini bu duruma düşürüyorlar ya. Ne kadar yazık. Hepsi de minimum 25 yaşında yani ne diyim ki. Kendimi böyle programlarda hayal edemiyorum. Zaten mevcut durumda beni Kısmetse Olur'a almazlar. Belki başka bir ülkede ahahahah.
Ha bir de şey varr. Kısmetse Olur Türk menşeili bir program. Ama yabancı versiyonları da var. Ve yabancı versiyonlarında neler oluyor nelerrr. Kırmızı odada öpüşüyorlarmış diyolllaaağ. Benden söylemesi. Şaka bir yana latin ülkelerinde RTÜK olmadığı için denetleyici kurumları bizimkilere kıyasla daha esnek tabii ki. Böyle şeyler görürseniz de şaşırmayın derim.
Yıllar geçse de bazı şeyler değişmiyor. Bizim Türklerin neleri sevdiği, neleri izlemek istediği açıkça belli ki bu tarz formatlar her zaman patlıyor. Bayağılık ve ötesi her zaman tutuyor. Bir de duygu sömürüsü falan olursa alllaaaah bayılırlar. Göz yaşı ekranda her zaman sevilir. Bunun mantığını hiçbir zaman kavrayamayacağım sanırım.
Kısmetse Olur'a ayıracağım zaman burada sona eriyor. Fazlasını konuşmaya da gerek yok bence. Saatlerdir yazıyorum ne kadar da az yazmışım ya. İtiraf etmeliyim ki yanlış anlaşılır diye yazdığımdan çok sildiğim oldu. Yazarken eğlendim. Umarım siz de okurken eğlenirsiniz. Kendinize çooook cici bakın. Öptüm baaaaaaaaaaiiiiyyy!