Biraz benden, biraz senden...

nsab(49)
Published in
#blog
Words
404
Reading
2 min
Listen
Play
8y

Aslında nostaljik bir kadınım. Böyle bloglar, sosyal paylaşım siteleri falan bana göre değil. Ucunu yakamadığın, parfüm sıkamadığın, kırmızı rujunla öpücük konduramadığın sayfayı ne yapayım ben?

Bu yazıyı yazmaya başladığım an itibariyle 738 gün, 17.712 saat, 1.062.719 dakika ve 63.763.140 saniyelik bir anneyim. Her şeyden memnun olmayan, eleştiriye ve eleştirmeye çok açık ama aynı zamanda kendi doğruları çerçevesinde kırmızı çizgileri ile hayatını oluşturmuş yolunu da bu çizgiler etrafında yaşamayı kendine adet edinmiş, değişimi sevmeye çalışan ama bir o kadar ön yargılı bir insan modeli olarak eşinin sınırlarını fazlası ile zorlayan bir hayat arkadaşı, yukarıdaki yazdıklarımın tam tersine yakın bir iş kadınıydım.

alt


(kaynak)

Di’li geçmiş zaman beni her zaman rahatsız etmiştir mesela.. Önümde geçmişime takılarak geçirebileceğim ne kadar zaman olduğunu bilmediğimden hatalarımı cebime, derslerimi ve öğretilerimi beynimde acil durumlarda çıkartılacak bilgiler kısmına depolayıp devam etmeyi tercih ediyorum. ( Tamam arada her insan kadar takıntılı davranışlarım da olmuyor değil. )

Şunu asla yapmayacağım, yapmam, yapmamalıyım dediğim bir çok şeyi yapmışlığım olduğu gibi, yapmayarak direndiklerimle sürdürdüğüm savaşlarım halen var.

Yalan söylemeyi sevmediğim halde mesleki zorunluluk sebebiyle, söylediğim yalan yüzünden uykumu kaçırmışlığım, burcum ve yükselenimin çakışmasından kaynaklı ağlamayacak yerlerde salya sümük ağlamışlığım, ağlanacak yerde dik durma takıntım… Yemek seçen insanlara kocaman bir gülümsemeyle “ya öyle mi? “ derken, “bok ye pezevenk” bakışı atma yeteneğim, fanatik taraftarlığım, stadyumda holiganlığım bunların bana verdiği öz güvenle ahtapot Paul lakabı almama sebep olan iddia kuponlarım var benim.

Oğlu benzesin diye Atatürk, Aziz Sancar, Feruccio Lamborghini, Steve Jobs ve şu anda aklıma gelmeyen isimlerin hayatlarını sürekli okumuş, fotoğraflarına üşenmeden her boş anda bakmış ve sadece tip olarak babasına benzeyen kişilik ve karakter olarak ortaya alevli meyve tadında bir coçuk doğurmuşluğum, saat gözetmeksizin sadece canım, canın, canı istedi diye dünyadaki tüm lezzetleri yapabilecek üşenmezliklerim, istisnai olsada tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış triplerim, yaradanın verdiği lutüfları sonuna kadar kullanma hakkımı es geçmeyen vıdı vıdılarım var benim.

Telefonunu açmayan insanlara sinirlenerek söylendiğim, yeri geldiğinde ağız dolusu küfür etmişliklerim, dedikodunun dibine vurmuşluğum sonra gidip yüzüne karşı “aman başkasından duymasın çok ayıp olur” diyerek üzerine bade süzerek anlattığım salak anlarım, boş bulunup kırdığım ve toparlamaya çalışırken sıvayıp üzerine kat çıktığım zamanlarım, yağmurda yürüyerek sırılsıklam oluşlarım ve insan olmasaydım kesin su canlısı olurdum ya da eski hayatımda kesin asilzadelerden geliyordum korseden, makyajdan, şık giyimden sıkıldığımdan kot, tişört ve spor ayakkabıdan başka hayatına kıyafet sokmadığımı kendime batıl inanç edinişlerim var benim.

Bunlar benden, peki ya senden ? --> please comment here!

 


Posted from my blog with SteemPress : https://nsab.000webhostapp.com/2018/10/biraz-benden-biraz-senden

Biraz benden, biraz senden... | Ecency