Bir kalemin sevgilisinden, bir ağacın ölüsünden, yeni başlangıç yapmak isteyen herkesin ihtiyaç duyduğu bir nesnedir kağıt. Yılmaz Erdoğan’ın da dediği gibi “Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla…”. Bir kağıt ayrılıklara yol açabilir, bir kağıt kavuşmak için yeterli olabilir, bir kağıt savaşlara bile yol açabilir. İnsan kağıda yazıyı dökerken hiçbir şey düşünmeden ağzına geleni sayıp sövebilir. Kağıdın üstü uçsuz bucaksız kocaman bir gezegendir.
Her kağıdın farklı bie hikayesi vardır aslında. Her kağıt ölümsüz olmak ister. Dibine kadar saklanmak, yaşatılmak ister. Bu yüzden hatıra olarak saklanan mektuplar, kartpostallar çok şanslıdır. Kağıt, en kalıcı en çok kullanan hatıra biçimidir.
Geçmişte mektup aracılığıyla haberleşmek için kullanılan kağıtlar hayatımızın her yerindedir. Bir şey unutulmaması için bazen buzdolabında asılı olarak, bazen cüzdanlarımızda çok değerli gördüğümüz para olarak, bazen ise kimliklerimizi gösteren bir madde olarak hayatımızdaki yeni alır.
Yaşam da aslında beyaz bir kağıt gibidir. Gün geçtikçe karalanır, kararır, çirkinleşir ve yıpranır bu sayfa. Bu yüzden insanlar yeni bir başlangıç yapmak isterken beyaz bir sayfa açarlar. Fakat her seferinde başarıyla o sayfayı kirletmeyi de bilirler.
En çok da kalemin dostudur kağıt. Kalem ile birbirlerini dimdik tutarlar onlar. Kağıtlar olmasa kalemin yalnızlığını, kalem olmasa kağıdın yalnızlığını bir düşünün. İkisini ayrı düşünmek nefes alıp vermemek ya da verince de almamak gibi bir şey olsa gerek. Kağıtların asla doldurulamaz bir yeri, bir görevi vardır. İnsanların hayatlarının her yerinde ister istemez kullandığı kağıtlar, her işlevi görmeleriyle hayatımızda önemli bir taht kurmuştur.