Dünya tarihi boyunca günümüze kadar uzanmış, bir çok kişiye ders niteliği kazanmış sanat eserleri vardır. Fakat bu eserlerden iki tür vardır ki günümüzde bu tür sanatla uğraşanlar tatlı bir rekabet içerisine girmiştir. örneğin Leonardo'nun Mona Lisa'sı ile Flaubert'in Madame Bovary'sinin farkı nedir? İkisi de sanat eseridir. Biri resim, diğeri romandır. Peki hangisinin yapılması daha zordur? Kime göre? Neye göre?
Bir ressama sorduğumuzda "Renklerle bir kompozisyon kurmak, bir ahenk tutturup bir algıyı resmetmek çok daha zordur." diyebilir. Bu soruyu bir yazara yönelttiğimizde ise "Ressamlarla yazarlar aynı manzarayı resmedebilir. Mesela dağların arasından açan bir güneşi ressamlar renkleriyle, yazarlar betimlemeleriyle anlatabilir. Fakat yazarların artısı, aynı anda dağların arkasındaki olayları da anlatabiliyor olmasıdır." diyebilir. Bu tatlı çatışmada hiç bir yazarın bir ressam gibi el becerisi olmayacağı gibi, belki bir ressamın da bir yazar kadar kelimelerle dans etme kabiliyeti olmayabilir. Tabi ki hem ressam hem yazar olan dahiler de var aramızda. Mesela Servet-i Fünun'dan tanıdığımız Tevfik Fikret İstanbul'u anlattığı "Sis" adlı şiirinin şairi ve aynı zamanda İstanbul'u çizdiği "Sis" adlı tablonun da ressamıdır.
Bu tatlı ikilemler benim kafamı çok kurcalar genelde. Hangisi daha zor tartışılır? Fakat hepsi ayrı ayrı birer sanat eseridir. İşte göreceli kavramlarımızın elbet bir yolda kesiştiğinin resmidir bu. Ya da yazısıdır.