Öyle bir geçmişimiz var ki anlat anlat bitmez. Savaşlarımız, zaferlerimiz, yenilgilerimiz bir de bunları gerçekleştiren devlet adamlarımız Padişahlarımız var. Osmanlı İmparatorluğunun o muhteşem padişahlarından birini anlatacağım sizlere.
Yıldırım Bayezid 1. Muradın oğlu olup Osmanlı İmparatorluğunun 4. padişahıdır. Çok uzun yaşayamayan Bayezid 29 yaşında devraldığı tahtta 14 yıl kalmıştır. Ama bir insanın yaşadığı süre değil yaptığı icraatler önemlidir. Bayezid ise 14 yılda güzel işler yapmış Osmanlı için yararlı faaliyletlerde bulunmuştur. Anadolu, Rumeli ve Bizans sorunlarını çözmüştür. Sınırları genişletmiş ve Osmanlı'yı bir çok Beyliğe ve Ülkelere duyurmuştur. Bayezid İstanbul'u almayı çok istemiştir. 4 kez İstanbulu kuşatan Bayezid bir türlü emeline ulaşamamıştır. 4. kez kuşattığı sırada Anadolu tarafında boşluk bulan Timur Bayezide saldırmak istemiştir. Timurun saldırısı Osmanlıyı yıkacak bir saldırı değildir ama yönetiminde ki Anadolu beylikleri Timur tarafına geçince Osmanlı yalnız kalmışıtır. Buna rağmen Osmanlı ordusu Timur ile Ankara Çubuk Ovasında savaştılar. Osmanlı bu savaşta büyük darbeler aldı. En kötü olay Yıldırım Bayezid artık Timur'un elindeydi. Savaştan sonra Osmanlı bir çöküş dönemi yaşamıştır. Bunu fırsat bilen Anadolu beylikleri tekrar kurulmuş ve anadoluda birlik ve beraberlik yok olmuştur.
Bayezidin ardında Osmanlı 11 yıl süren Fetret dönemine girer ve bu dönemden Devletimizi Mehmet Çelebi kurtarır.
Ve Bayezid esir düştükten sonra çok zaman geçmeden hayata gözlerini yumuyor. Bazı kaynaklar Bayezidin hastalanarak öldüğünü yazıyor bazıları ise yüzüğünde bulunan zehri içerek intihar ettiğini yazıyor. Bu olay hala günyüzüne çıkmış değil.
Bunu da unutmadan anlatalım Bayezidin Yıldırım lakabı şuradan gelir. Savaş sıradında Bayezid her zaman ön saflarda olurmuş. Diğer komutanlar gibi arkadan talimat vermek yerine askerine öncülük eder ve motive edermiş. Ve askerler Bayezid'e yetişmekte zorluk çekerlermiş. Ve bir çok savaşa ordusu ile beraber hızla ulaşmasını ve düşmanın hiç beklemediği anda saldırması ve onları yıldırım gibi yarıp geçmesi sebebi ile verildiği düşünülmektedir.
Bu yazımıza Büyük padişahımız Yıldırım Bayezidin güzel bir sözüyle noktalamak isteriz;