Dil beş duyu organımızdan biri olan ağzın içerisinde bulunan besinleri yutağa ardından da yemek borusuna iten ayrıca tat alma olayını gerçekleştiren organımızdır. Epitel dokusunun altında kaslı bir yapıya sahip olan dil, yapısından dolayı kolayca hareket edebilmektedir.
Besinlerin tadını almamızı sağlayan dil bir yandan da duyu organlarından bir diğeri olan burunla bağlantılıdır diyebiliriz. Nezle ve grip olduğunuz zaman yiyeceklerin kokularını ve tatlarını almamız zorlaşmaktadır, bu açıdan dil burunla iletişim içerisindedir.
Dilin Yapısı
Dil üst yüzeydeki epitel dokusunun altında kaslı bir yapıdır. Bu kaslı yapı besinlerin yutulmasında büyük rol oynar. Üst yüzeyde epitel doku adını verdiğimiz dilin yüzeyini örten tabakada, üzerinde kimyasal uyartıları algılayan kemoreseptörler ve besinlerin tatlarını almamızı sağlayan tat tomurcukları adı verilen yapılar bulunur. Bu yapılar zarar gördüklerinde kendilerini yenileyebilmektedirler. Gün içerisinde soğuk ve sıcak besinler tükettiğimiz için bu yapılar kolayca zarar görebilir. Zarar gören bu hücreler kendilerini 2 hafta gibi bir süreçte tamamen yenileyebilirler. Tat tomurcuklarının sayısı her insanda farklılık gösterebilmeltedir. Genç insanlardaki tat tomurcuklarının sayısı yaşlı insanlarınkilerin neredeyse iki katını bulabilmektedir. Bu açıdan genç insanlar yaşlı insanlara oranla daha iyi tat alabilmektedir.
Ayrıca dilin farklı tat alma bölgeleri mevcuttur. Her biri farklı tatları almaya özelleşmiş olan bu bölgeler dilin farklı bölgelerinde yer almaktadırlar.
Dil temelde dört çeşit tat alma bölgesine ayrılmış olup bunlar; tatlı, ekşi, tuzlu, acı tatları algılayabilmektedir fakat bazı ara tatları algılamak için dilin belli özelleşmiş bölgeleri yoktur. Bu açıdan bu ara tatlar için özel bir bölge incelenmez. Dilin bu tatlarının herbirine olan hassasiyeti birbirinden farklıdır. Dilin tatlara hassaslık sıralaması sırasıyla; acı, ekşi, tatlı ve tuzludur.
Dilin ön tarafı daha çok tatlı besinlerin tatlarını algılamak için özelleşmiş olup diğer bölgelere oranla tatlı besinlerin tadını daha iyi algılar. Dilin yan bölgeleri ekşi ve tuzlu tatları algılarken dilin arka kısmı daha çok acı tatları algılamak üzerine gelişmiştir.
Tat Alma Olayı
Dilin herhangi bir besinin tadını alabilmesi için öncelikle o besinin ağızda tükürük bezleri tarafından salgılanan tükürük sıvısı içerisinde çözünmesi gerekmektedir. Tat tomurcukları adını verdiğimiz kemoreseptör hücreler tükürükte çözünen besinle ilgili bilgiyi alarak sinirsel iletiler sayesinde beynin ilgili bölümlerine iletilir. İletilen bu bilgi gerekli işlemlerden sonra beynin vereceği tepkiler neticesinde besinlerin tadı alınmış olur.
Tat alma olayında tadı alınan besinin konsantrasyonu da alınan tadı etkilemektedir. Besinin konsantrasyonu değiştikçe alınan tat hissi de değişiklik gösterebilmektedir. Bazı besinlerin konsantrasyon miktarı arttıkça alınan tadın ekşiden acıya doğru kaydığı gözlenmiştir.
Tat alma olayında dile yardım eden en önemli yardımcı tükürük bezleridir. Salgıladığı tükürük sıvısı içerisinde çözünen kimyasallar besinlerin tatlarını almamızı sağlar. Eğer tükürük olmasaydı besinlerin tatlarını alamazdık, neticede besinlerin tadını alabilmemiz için sıvıda çözünmüş olması şarttır. Ayrıca tükürük sıvısı içerisinde bulunan amilaz enzimi sayesinde karbonhidratların sindiriminde görevlidir.