Doğa sürekli bir değişim ve yenilenme içerisindedir. Bu yenilenme ve değişim doğada yaşayan tüm canlılıları az ya da çok etkilenmektedir. Bildiğimiz gibi doğada yaşayan tüm canlılar birbirleriyle çeşitli ilişkiler içerisindedirler. En alt düzeyde bulunan üreticiler, en üst basamakta bulunan baskın avcılarla dolaylı yoldan da olsa ilişkilidirler. Bunu en basit şekilde anlamak isterseniz; üreticilerin bir süreliğine olmadığını varsayarsak, o bölgede yaşayan birçok tüketici canlı yaşayamaz duruma gelecek ve domino taşlarının yıkılması misali birbiri ile bağlantılı canlılar bu durumdan etkileneceklerdir.
Üretici Canlılar
Bildiğimiz gibi doğada yaşayan tüm canlılar çok geniş bir besin ağının birer parçalarıdır. Bu besin ağında başlangıçta üretici olan bitkiler, bazı su canlıları ve fotosentez yapabilen çeşitli bakteri türleri temel taşlarını oluştururlar. Daha önce de bahsettiğim gibi bu üretici canlılar olmazsa diğer canlılar hayatlarını devam ettiremezler. Üretici olan bu canlılar kendileri ile dolaylı veya doğrudan beslenen tüm canlıların besin kaynaklarını oluştururlar. Genel olarak bir ekosistemde sayıca en fazla olan ve baskın tür üretici canlılardır. Bu canlıların gerek sayısındaki değişimler gerek ise genetik yapılarındaki değişimler kendileri ile beslenen canlıları etkilemektedir.
Tüketici Canlılar
Bu basamakta üretici canlılar ile dolaylı ve doğrudan beslenen çeşitli canlı grupları yer alır. Üretici canlılarla doğrudan beslenen canlılara genel olarak birincil tüketiciler denmektedir. Bu canlılar çeşitli böcek grupları, sürüngenler veya memeli canlılar olabilirler. Birincil tüketiciler üreticilerlerden besin ihtiyaçlarını karşılayarak yaşamlarını devam ettirirler.
Birincil tükelicilerle beslenen canlılara ikincil veya ekosistemde yaşayan canlı çeşitliliğine göre üçüncül tüketiciler diyebiliriz. Bu canlılar besinlerini birincil tüketicilerden veya birincil tüketicilerle birlikte üretici canlıların her ikisinden birlikte karşılayabilmektedirler. Bu canlılara genel olarak yırtıcılar da denmektedir. Ekosistemde besin ağlarında en son basamakta yer alan bu canlılar diğer canlı türlerine oranla sayıları en fazla olanlardır. Canlılar arasındaki beslenme ilişkilerini birer piramit ve her canlı türünü piramit birer katmanı olarak düşünürsek, piramitin yukarılara çıkıldıkça piramitin tepesininin daralması gibi canlı sayısı da azalmaktadır.
Ayrıştırıcılar
Ayrıştırıcılar yaşamını yitiren organizmaların kalıntılarından kendi yaşamlarını sürdürürken bir yandan da organizmaların vücutlarındaki inorganik maddeleri yeniden kullanılmak üzere doğaya kazandırırlar. Bu açıdan ayrıştırıcılar doğadaki madde döngüsünde büyük öneme sahiptirler.
Ayrıştırıcılar gerek besin piramidi gerekse besin zincirinin her basamağında yer alırlar. Üretici veya tüketici olan yaşamını yitirmiş tüm organizmaların kalıntılarından beslenirler. Genelde doğada karşılaştığımız en bilindik ayrıştırıcı canlılar mantarlardır, mantarların yanında çeşitli bakteri türleri de doğadaki madde döngüsünde yer almaktadır.
Yukarıda bir canlı piramidinden bahsetmiştim; bu besin piramidinde yukarılara çıkıldıkça canlı türlerinde ve sayılarında gözlenen değişiklikler yanında bazı değişikler de meydana gelmektedir;
Besin piramidinde yukarılara çıkıldıkça genel olarak birey sayısı azalmasına bağlı olarak biyokütle azalmaktadır.
Besin piramidinde yukarılara çıkıldıkça canlılar arasında aktarılan enerji miktarı azalmaktadır. Her basamakta, bir alt basamaktan alınan enerji miktarının bir kısmı ısıya dönüştüğü için alınan enerji bir üst basamağa olduğu gibi aktarılamaz.
Canlılar aldıkları besinlerle birlikte vücutlarına bir miktar zararlı atık maddeler almaktadırlar. Bu atık maddeler canlıların vücutlarında tamamiyle yok edilemediği için doğrudan kendileri ile beslenen canlıların vücutlarına aktarılır. Durum böyle olunca her basamakta canlıların vücutlarında biriken atık madde miktarı artmaktadır.
Her basamakta canlıların beslenme şekillerinin yanında vücut büyüklükleri de değişmektedir. Besin piramidinde yukarılara çıkıldıkça canlıların vücut büyüklükleri artmaktadır.