Ölüm insanoğlunun belki de en son isteyeceği şeydir. Herhalde kimse durduk yere ölmek istemez diye umuyorum. Bize verilen bu hayat oldukça kıymetli ve hayata bir defa geliyoruz. Birçoğumuz doğal olarak bu ömrünü daha uzun süre yaşamak ister. Daha fazla görmek daha fazla yaşamak daha fazla gezmek vs. gibi nedenler insanoğlunu hayata sıkı bir şekilde bağlanmasına neden olur, fakat istemesekte kaçınılmaz son, her canlı gibi insan da birgün sonlanacak.
Peki hiç yaşlanmasak da uzun süre yaşasak diye düşündünüz mü?
İnsanoğlunun yaşam savaşı aslen kendisiyle, hayatta kalmak için kendi kendimizle mücadele içerisindeyiz. Mücadele içinde olduğumuz hücrelerimiz er geç yaşlanıyor, görevlerini yerine getiremiyor ya da getirmekte zorlanıyor. Biri çıkıp da dese ki "Keşke hücrelerimiz daha çok yaşasa da bunun neticesinde biz de daha çok yaşasak" diye. Ne yazık ki durum öyle sanıldığı gibi değil. Vücudumuzdaki her hücrenin bir yaşam periyodu var ve zaman gelince buna engel olamayarak ölüyor.
Yaşlanan hücreler zamanla görevlerini yerine getiremez olurlar. Bazen saçlarımızın uzamasını sağlayan hücreler yaşlanır ve saçlarımız daha yavaş uzamaya, daha güçsüz olmaya veya hiçbir şekilde saç uzamamaya başlar. Bazen de vücudumuzda çeşitli proteinler üreten hücrelerimiz zamanla yeterince protein üretemez ve yeri gelir ilgili bölgeler iflas eder.
Bilim, insan oğlunun bu daha fazla yaşama isteğinin olanaksız olduğu görüşünde. Genel olarak yaşlanan hücrelerin işlevlerini yerine getiremediklerinden bahsettik fakat bunların yanında hücrelerin bölünme yetenekleri de zayıflar ve bunun yanında hantallaşırlar. Zaten bundandır ki üretilmeyen yeni hücreler nedeniyle yaşlı hücreler daha fazla dayanamaz ve zamanla insan derisinde sarkmalar gibi yaşlılık belirtileri oluşur. Yaşlanmayı önlemek için bu hantallaşan yani yavaşlayan hücrelerden kurtulmak gerekir.
Varsayılan ihtimallerde bu hücreler yerine daha hızlı ve dinç hücreler konulsa bile sorunların ardı arkası kesilmez. Söz konusu hızlı hücrelere sahip olan insanda bu kez yeni hücreler oldukça hızlı üreyeceğinden kanser etkisi yapar. Bildiğimiz gibi kanser hücreleri oldukça hızlı ve kontrolsüz bir şekilde bölünmektedir. Vücut bu yeni hücrelerin kanser etkisi yaptığının farkına varsa da buna karşı koyamaz. Malesef bu açıdan yaşlanmayı önlemek mümkün değil.
Eski hantal hücreleri bir şekilde daha fazla yaşamaya zorlama ihtimali ise henüz bilim tarafından mümkünmüş gibi görünmüyor. Bu açıdan günümüz dünyasında çok yaşamak gibi bir durum söz konusu değil.