Herkese merhaba, hepinize güzel bir hafta dilerim🤗 Önceki, maceramın devamını sizlerle paylaşmak üzere tekrar kılavyenin başına geçtim, dinlemeye hazırsanız başlayalım.
Bildiğiniz üzere, iş görüşmem vardı ve oraya ilk kez M4 metrosu kullanarak gittim. Görüşme sonrası Kadıköy'e uğramadan eve geçmek istemedim. Zaten bu metro da Kadıköy'e kadar götürüyormuş. Atladım metroya ve kısa süre sonra Kadıköy'deydim.
Metronun bu çıkışı beni Kadıköy sahildeki Starbucks'ın tam önüne çıkarttı. Arkadaşımla burada buluşmak için sözleşmiştik ve o gelene kadar etrafta gezinmeye başladım :)
Çimenlere uzanmış minnoş bir köpüş buldum ve onu fotoğraflamama hiç tepki vermedi 🤗Daha sonra sahile doğru yürüdüm.
Sahil kenarına doğru ilerlemeye devam ettim, boş bulduğum bir banka oturdum ve bir süre burada insanları izledim.
Yaşları, giyimleri, meşguliyetleri, hayalleri, arzuları birbirinden farklı olan onlarca insan önümden geçti durdu. Havanın serinliğiyle, ceketime biraz daha sarıldım. Vapurlar boğazın soğuk sularında arı gibi hareketliydi. Biri yanaşıp diğeri kalkıyordu. Bir süre burada vakit geçirdim. Bana oldukça iyi geldi.
Sonra telefonum çaldı ve arkadaşım geldiğini söyledi. Arkadaşımla buluştuk, ben biraz acıkmıştım. O yüzden arkadaşım beni civardaki bildiği güzel bir pizzacıya götürdü. Bu pizzacının üst katının teras gibi bir özelliği vardı ve caddeyi seyrederken pizza yemek mümkün oluyordu. Tam o esnada geçen tramvay manzaraya ekstra renk kattı ve ben de bu anı ölümsüzleştirdim.
Pizzalar da güzeldi ben iki dilim farklı pizzadan aldım biri ballı tavukluydu diğeri mısırlı zeytinli ve mantarlı. Lezzetleri ve porsiyonlari güzeldi, fiyatını bilmiyorum çünkü arkadaşım ısmarladı. Ama totalde 3 dilim pizza ve içecek 74 TL civarında tutmuş. Ayrıca burada içecek sınırı yok, bize standart karton kola bardağı verdiler, üst kattaki kola makinesinden istediğim kadar doldurdum hatta, ilk bardak bitince ikinciye de doldurmam gerekti. Bu özelliğini sevdim.
Fiyat bence oldukça iyiydi ben sonraki gidişlerimde de tercih edebilirim.
Karnımızı doyurduktan sonra, biraz caddeleri dolaştık. Canımız limonata çekti ve Beyaz Fırın'da oturduk burası çok işlek bir sokaktaydı.
Koca bardak limonatayı bitirmek kolay olmadı. Limonata çok şekerli değildi ve tadı da güzeldi. Tatlının da tadı çok güzeldi, ağızda dağılan tarzda ama ikisinin beraber tadı hoşuma gitmedi nedense. Yine de ayrı ayrı ikisi de güzeldi.
Sonra arkadaşımın arabasını almak için otoparka yürüdük. Arabasının park edildiği yer çok güzeldi. Arkadaşıma " Arabayı da manzara seyretsin diye mi buraya çektin?" tarzı bir espri bile yaptım. Birazdan neden böyle söylediğimi anlayacaksınız. Sağ koltuğa geçmeden önce manzaranın fotoğrafını çektim.
Açıkta sırada bekleyen gemileri görmek zor değil. Deniz manzarasında bizi bekleyen arabaya geçtik ve arkadaşım beni evime bıraakana kadar, yolda beraber sohbet ettik.
Okuduğunuz için teşekkürler...