Yazar, şair, devlet adamı, filozof, düşünür.. Liseyi bitirince en sevdiği mesleğe gönlünü ve hayatını verdi yani edebiyata. La Muse Française adında bir dergi kurdu, yönetti. Yapıtları da kendisi gibi halkı düşünen ve çözüm arayan yapıtlar. 1830-1843 yılları arasında artık ne olduysa oldu bilmiyorum ama en verimli dönemini yaşıyordu. Gençlik devriyesindeydi, bilgiye açtı. Çalışıyordu durmadan, en verimli gençlik dönemini en verimli şekilde geçirmek için durmadan çalışıyordu. Ateşli bir cumhuriyet savunucusuydu. Demokrasilere inancı tamdı ve bu uğurda çaba gösteriyordu. Durmadan düşünen ve işleyen bir kafası vardı. Kızı boğularak ölünce kendi içine kapandı, dışarıyla bağlantısını neredeyse sıfıra getirdi. Hiçbir şey yazmaz oldu. Bu tam dokuz yıl boyunca sürdü. Sonra tekrar yazmaya başladı. Kopamazdı, acısını bastırmalıydı. O nedenle acısını da kullanmalıydı, mutluluğunu da. Sonra 1862de kendisini o romanla sürekli tanıyıp hatırlayacağımız Sefilleri kaleme aldı ve yayınladı. Dört yıl aradan sonra Deniz İşçilerini yazıp yayınladı. Hiç durmadan aynı yıl Gülen Adam eserini de tamamlayıp yayınladı. Siyasiydi buna göre kitap da şekil alıyor. Böylece Bir İdam Mahkumunun Son Günü eserini yayınladı. Bu eserle tamamen idama karşı çıktı. Romantik akımının en ünlüsü o idi belki de.