Bakmayın benim #geographer olduğuma. Bazen kendi çapımda günlük konuları da #edebiyat diliyle, dilim döndüğü kadar anlatırım. Henüz bu arenada yapmamış olsam da böyle bir yönüm de vardır. Kendimi övmeyi burada bitirip konu başlığıma döneyim artık.
"Küçük şeylerle mutlu olmak" öyle bir şey ki herkese farklı birşey ifade eder.
Kimisi için küçük bir şey olan bir durum kimisi için de belki de hayatının en değerli anlardından biridir. Ha "değer" demişken hemen akıllara maddiyat gelmesin. Ki zaten maddiyattan sıyrılınca "küçük şeylerle" mutlu olunabilir diye düşünüyorum. Katılır mısınız bilmem ama katılırsanız bu benim için bir "küçük şey" mahiyetinde olacaktır.
Aslında böyle bir başlığı atmamın benim için çok önemli bir nedeni var. Şöyle ki birkaç gün evvel her zaman ki gibi okula gittim. Sınıfımın başına geçtim ve içeriye sırayla gireceğimiz için sıramızı beklemeye başladık miniklerle. O sırada arka sıradan Elif nazlı nazlı yanıma yaklaştı, utangaç bir sesle:
"Öğretmenim size bir gül getirdim"
Allahım dedim, iyiki öğretmenim ve iyiki bu küçük,saf ve sevgi dolu yüreklere sahibim. Neyse beni asıl şaşırtan Elif'in getirdiği gül idi. Elime aldım ve ona tüm samimiyetimle teşekkür ettim.
Gülden bahsedeyim biraz. Aldım elime gülü, dört parmağım kadardı, rengi kırmızıydı ve bu bir gül değildi ama o bana bir gül vermişti ve beni çok mutlu etmişti. Ben de ona içten bir teşekkür ile karşılık vermiştim o da mutlu olmuştu. İşte küçük şeyler.
Kimin umurunda ki onun gül olup olmadığı, mesele niyet, mesele samimiyet ve asıl mesele ikimizin de mutlu olmasıdır. Çünkü Elif benim için bir gül ben de onun için bir güle layık olacak kadar sevdirmişim kendimi bu bana da ona da yetmişti.