Yolculuk yaptığım otobüsün motorunun yanması, duman içinde yola fırlamamız, saatlerce soğukta herhangi bir kaza durumu ile karşı karşıya gelebilecek iken yeni araç beklememiz, on saatlik yolculuğun on altı saati bulması, ilk iş günümde geç kalmam, özenle sağlamlaştırdığım kitap kolisinin muavinin elinde paramparça olması, kitapların etrafa saçılması, kalacağım yere geldiğimde valizlerimden birini otogarda unuttuğumu fark etmem ve türevi aksiliklerin üst üste gelerek beni hayattan soğuttuğu bu kötü maceradan sonra bulduğum ilk rahat yere çöküp "Bütün bunlar ne için?" diye sorgularken bulmam kendimi... Cevabı yanımdaki küçücük çiçeklerden birinden sırayla ve sabırla nektar almaya çalışan üç arıdan öğrenmem...
Yaşam gayesi edinmeye çalışıp bunu başaran herkese sonsuz saygılarımla... 😊