Konak Meydanı’nda Saat Kulesi’ni arkanıza alıp Anafartalar Caddesi’nden çarşıya girdiğinizde sanki bir zaman yolculuğuna çıkarsınız.
Millî Kütüphane Caddesi’ne dönmeden dümdüz gittiğinizde, şekercilerden İzmir’e özgü akide şekeri alıp ağzınızı tatlandırabilir; mevsimlerden kış ise çevredeki kafelerde bol tarçınlı sıcak bir salep içip içinizi ısıtabilirsiniz.
Karnınız aç ise Kemeraltı’nda yüzlerce seçenek sizi bekler. Birçoğu babadan oğula geçen, en az iki kuşaktır bu tarihî alanda hizmet veren dönerciler, pideciler, kebapçılar ve börekçilerde unutmayacağınız lezzetleri tadabilirsiniz. Çarşının iç kısımlarında ise daracık sokak aralarında ya da ayakta kalmayı başarmış hanlarda benzersiz lezzetler sunan esnaf lokantaları vardır. Tahta masalarda sıcak ve samimi bir ortamda yemeğinizi yerken esnafla sohbet etme olanağı da bulabilirsiniz. Kızlarağası Hanı’nda ya da Abacıoğlu Han’da mola verip çay ya da kahve içmek yorgunluğunuzu üzerinizden atmanız için yeterli olacaktır.
Kemeraltı aynı zamanda özgün tasarımlar sunan kuyumcuların, kokularıyla baş döndüren baharatçıların, vitrininde renkli şekerler sergileyen şekercilerin ve kına, düğün, sünnet gibi özel günlerde ihtiyaç duyulacak her türlü eşyayı satanların da çarşısıdır.
Kemeraltı’nda, Osmanlı Dönemi’nden kalma çok sayıda camiyi, havrayı, tarihî çeşmeyi ve sebili de ziyaret edebilirsiniz. Renkli sokakları aşıp Mezarlıkbaşı’na geldiğinizde ise Havra Sokağı adı verilen sokakları görmenizi öneririz. İzmir’in en taze sebze meyvelerinin satıldığı bu sokağa adını veren, İzmir kültürünün ayrılmaz parçası olan havralardır.
Çok sayıda hediyelik eşya mağazasının bulunduğu tarihî çarşıdan ayrılırken kendiniz ve yakınlarınız için size İzmir’i anımsatacak armağanlar da alabilirsiniz.