Çocukluktan arta kalan zamanımız var elbette, bir ömür diyoruz buna. Gençlik, orta yaş ve yaşlılık döneminlerinden oluşan bir serüven. Acısıyla ve tatlısıyla, kalabalığı ve yalnızlığıyla, gideniyle, kalanıyla geçen zaman dilimi. Gidenler gittiğine göre kaldık başbaşa. Söyleyin bakalım ne kadar mutlusunuz?
Eminim mutlu olabilmek adına nedenlerimiz vardır ama iş, güç, koşuşturmaca, yorgunluk derken mutlu olabilmenin tadını çıkaramıyoruz, tabi arka planda zaman akıp giderken bununda farkına varamıyoruz.
Ağlamayı bilmeyen gözler gülmeyi de bilemez gülüm
gibisinden bir kamyon arkası yazısına sıkıştırıyoruz bazen de hayatı. Yani yazıyı hazırlamak aklımda iken karşılaştığım bir yazı :) Geçip gitti ama tanımak isterim böyle insanları doğrusu, hayatı neredeyse bir cümleye sığdırabilen. "Bir cümleyle insanın hayatı değişirmi?" sorusuna "evet" diyesim geliyor artık, ya da "ben değişeceğine inanıyorum ama insan kendini hapsettiği bir cümleden oluşan zindandan kurtarabilirse".
Neyse buraya kadar bir eleştiriden sonra gelelim arta kalan zamanımıza, çocukluktan sonra kalan hayatımıza, mutluluğun formülünü çocukluğumuzda bıraktığımız hayatımıza. İş güç dedik, koşuşturmaca dedik, evleniyoruz mutluyuz diyerek başladık bir zaman sonra mahkeme kapısında soluğu aldık, evlat sahibi olduk hayırsız çıktı gibi sıralamalarla bir ömür tüketebileceğimiz yığınla neden sıralayabiliriz. İstisnai durumlar dışında insanı kendinden başka mutsuz edecek neden bulmak zor. Bir şeylere sahip oldukça mutluluğumuzla ödüyoruz sanki bedelini, kimbilir belkide mutlu olmaya zaman bulamıyoruz. Kendi mutluluğumuzdan ödün verirken aslında mutsuzluk sahibi olmuyoruz, mutsuzluğun sınırlarını genişletiyoruz. Kendi mutlu olmayan insan başkasını nasıl mutlu etsin. Mutluluğu maddede arayan asla bulamayacaktır. Önce yetinmeyi öğrenmek lazım sonrasında mutlu olabilmek için zaman kalır nasılsa. Kendime bakıyorum, mutlu olmak için çok büyük nedenim var ama yorgunum :)
Kendimizi özel hissedelim, çünkü özeliz her birimiz. Bizim uzak kaldığımız hiç bir şeyin bize bir artısı yada eksisi olamaz. Nasıl ki başka bir yerdeki savaşın acısını savaşın içindekiler kadar hissetmiyorsak, mutluluk diyarında ki sevincin yansımasıda aynı derecede hissedilmez. Son olarak insanlar büyüdükleri zaman değil, içindeki çocuğu yitirdiği zaman ölür...
Okumaya zaman ayırdığınız ve destekleriniz için sonsuz teşekkürler...
e.avina