Hikayemiz 1970 li yıllarda bir karadeniz ilçesinde Komünist Partili bir belediye başkanı ile Kurtuluş savaşında daha çocuk yaşta omuz omuza cephe arkadaşlığı yaptığı kasabanın imamı İdris efendi arasında başlar.....İyi eğlenceler.. Belediye başkanı Cemil bey fındık bahçesinde ağaçların altında keyif çatarken bahçenin altından bir kalabalık sesi gelir: ''Orada !'' Bunlar partinin gençlik kollarının yeni yetmeleridir. Dur desen anlamaz sus desen anlamazlar. Ah ah en az 25 yaş genç olsaydı ama yaş 68 olmuştu yoksa hadlerini bildirirdi. çaresiz bisiklete atlayıp tüymek lazımdı. o da öyle yaptı zaten. hızla pedal çevirirken bir yandan da Stalin'e Lenin'e Mao ya lanet ediyordu. Nereye gidebilirdi ki ?.... Her şey belediye bütçesinde ki 5000 liralık açıkla başlamış bütün kasabalı onu zimmetine para geçirmekle suçluyordu... Özellikle kasabadaki Komünist Parti teşkilatı içinde ki gençler bir an evvel hesap sorulması gerektiğine inanıyorlardı.Anlaşılan bu gün bu işi kendileri yapacaklardı.Başkan Cemil bey hızla pedal çevirirken. Bir yandan da nereye gideceğini düşünüyordu. Belediyeye gitse bu gençler orayı da basabilirlerdi. Karakola sığınsa bu seferde faşist devletten yardım istemekle suçlanacaktı. Tam umutları tükeniyordu ki kasabaya girerken bir ses yankılandı kasaba semalarında : '' Allahuekber-Allahuekber'' diye. Farkında olmadan sesin kaynağına yani camiye doğru pedal çevirmeye başladı.Cami imamı İdris hocayı cami bahçesinde yakaladı. İdris hoca başkan Cemil beyle aynı yaşlarda ikisi kurtuluş savaşında aynı cephede kah sakalık yapmış kah habercilik yapmış kimi zamanda muharebeye bizzat girmişlerdi. ''Hayırdır şeytanın uşağı sen caminin yolunu bilirmiydin?.'' ama tedbiri de elden bırakmadı. '' Uzak dur!''Bir çırpıda anlattı başkan Cemil bey olup biteni sözlerinin sonuna geldiğinde ise gençler yolun başında belirmişti. İdris hoca başkan Cemil beyin yalan söylemediğine iman etti . '' Geç hemen içeriye '' deyip, camiyi gösterdi. Cemil başkan camiye girerken İdris hoca cami bahçesinde oynayan çocukları çağırdı ve sadece kendilerinin duyabileceği şekilde bir şeyler söylemesi ile çocuklara çocuklar ok gibi fırladılar cami bahçesinden dışarıya..Kendisi de hemen camiye girdi ve kapıyı kilitledi verdi içeriden.Kapıyı kilitledikten sonra Cemil başkanın yanına gelir imam İdris hoca ve : '' Allah'ın cezası gidecek başka yer bulamadın mı buraya geldin ? '' Ezan'' diye cevapladı Cemil başkan. '' Ezan sesini duydum sadece buraya nasıl geldiğimi bile anlamadım.'' der.İdris hoca : Şeytanın ortağı bilmez misin? Ezan seni peşindeki o partinin küçük teröristlerinden değil cehennem azabından korumak için namaza çağırır. Ama doğru ya bu dünya senin cehennemin o küçük farelerde cehennem zebanileri.'' Başka zaman olsa bu kadar konuşturmazdı İdris hocayı Cemal başkan ama galiba bu sefer doğru söylüyordu İdris hoca.Sadece ; '' Neyse bedeli öderiz.'' dedi ticaret adamı olmanın verdiği ağız alışkanlığı ile.. '' Elbette cennete girmenin bir bedeli olmalı tabi ve sen şu an cennettesin dışarıyı cehennem farz edersek. Senin şu günah yuvasında ki açık kaç para idi?'' diye sordu belediyeyi kastederek İdris hoca. '' Beş bin lira'' dedi . Başkan Cemil bey. İdris hoca cübbesinin altındaki ceketinin iç cebinden bağış makbuzu ile bir adet senet çıkardı ve Cemil beye: '' İnşallah kalemin vardır . Malum bizim burada kaleme ihtiyaç yok her şeyin hesabını Kiramen-Katibin melekleri tutar. Onlarda bu güne kadar ben den hiç kalem istemediler..'' Başkan Cemil kalemi uzatınca İdris hoca bağış makbuzuna ; Belediye başkanlığı camiye yardımı Beş bin lira, diye yazdıktan sonrada senedin üzerine de başkan Cemil beyin adını soyadını yazar ve oraya da bir beş bin lira yazdıktan sonra ''Buyur imza et deyip '' her ikisini de başkana uzatınca başkan Cemil bey '' Ama bu düpedüz soygun '' diye itiraz edecek gibi olunca , İdris hoca ''Bana göre hava hoş istersen cami kapısını açayım ,senin zebaniler de içeri girsin hep beraber cemaat yaparız.'' dedi hafif bir alaycı gülümseme ile. O sırada dışarıda ki gençlerin sesi içeriye gelmeye başlamıştı. Başkan Cemil bey çaresizce imzaladı. Dışarıda ki sesler bir anda bıçak gibi kesildi birden. Başkan Cemil bey hah işte plan yapıyorlar, diye geçirdi. İdris hocayıda korkutmuştu bu sessizlik ama caminin penceresinden bakınca rahatladı hemen kapıya koşup kilidi açtı.Cemil bey '' Ne yapıyorsun ? İstediğini aldın şimdi beni onlara mı teslim edeceksin? diye sordu yarı yalvarır bir ses tonu ile.. Kapıyı açması ile dışarı çıkıp kapatması bir oldu İdris hocanın. Gördüğü manzara karşısında oldukça keyiflenmişti. Ortada on beş yirmi kadar genç ve onların etrafında altmış yetmiş civarı ellerinde kah oklava kah kürek sapı ile bekleyen kasabanın teyzeleri nineleri bahçenin dışında da gelmeye devam eden bir sürü kadın. Biraz öncesi her biri devrimde zafere ulaşmış bir militan edasıyla coşan gençler şimdi süt dökmüş kediye dönmüşlerdi. Öyle karşılarında ki karadeniz kadını idi ve karadeniz kadını eline oklavasını alınca ne Stalin ne Lenin ne Troçki ne Mao hiç biri bu gençleri onların elinden alamazdı. Gençlerde bunu gayet iyi bildiklerinden korudan pusup kalmışlardı öylece. İdris hocanın torunu ve arkadaşlarını görevlerini yapmış cami bahçesinden çıkar çıkmaz bütün evlere koşmuşlar. Ve ne kadar yaşlı teyze varsa hepsine , İdris hocanın söylediği'' Allah'ını seven sopasını kapsın gelsin din düşmanları camiyi basıyor camiyi yıkacaklarmış din elden gidiyor.'' diye hepsini galeyana getirecek haberi yaymışlardı.
İdris hoca zafer kazanmış komutan edasıyla ellerinde sopa ve oklava ile bekleyen kadınlara kendisini yol açmalarını işaret edip biraz kızar biraz da sitem edercesine : '' Bu Allah peygamber sevgisi bilmez kuldan utanmaz güruhu sizler mi yetiştirdiniz ? diye sordu kadınlara.İdris hocadan gelen bu serzeniş üzerine kadınlar ellerinde ki sopaları tam gençlerin tepesine tam indirmek üzereydiler ki ; '' Durun ! Bacılar suçlunun cezası elbet verilir ama yaptıkları için haklı olduklarını ispat edemezlerse verilir. Allahu Teala bile kıyamet günü bizden savunma isteyecek.'' '' Bu dünyada o savunmayı istemek sana değil bize düşer İdris efendi'' diyerek cami bahçesinden peşinde ilçe yönetim kurulu ve bir grup partili ile kalabalığı yararak içeri giren hem belediye başkanının yeğeni hemde Komünist Parti ilçe başkanı olan Sedat başkan. İdris hoca : '' Cami ve bahçesinde ki olaylardan ben sorumluyum '' diye yanıtladı ..Sedat başkan '' Burası halka açık alandır. Herkes gelebilir.'' diye sesini yükseltince, İdris hoca : '' Evet herkes gelebilir ama Allah için gelir. Sizler gibi cami basmak için değil.'' diye yanıtladı.Ve emir verircesine '' Gel buraya!'' dedi Sedat başkana bir yandan da elinde ki makbuzu göstererek '' Al şunu oku sonrada buradan defolun gidin''. Sedat başkan içinden okkalı bir küfür ederek istemsizce denileni yaptı çünkü öte tarafta amcası söz konusu idi ve amcası o daha çocuk iken İdris hoca ile kurtuluş savaşındaki hikayeleri çok anlatmıştı ona... Kağıdı alıp sessiz bir şekilde okudu ikinci okuyuşu ise hem sesli hemde çoşkulu idi. Kağıtta yazan : Belediye ilçe başkanlığının camiye yardımı 5000 liradır. Sedat başkan bunu öyle bir yüksek sesle okumuştu ki sanki orada bulunanlar değil bütün ilçe hatta Ankara duysun istiyordu. İdris hoca '' Eee Sedat efendi ve müridleri kayıp olan 5000 lira nereye gitmiş.Benim sizin kadar cemaatim yok varsa bile ibadetlerini evde yapar çoğu bu bacılar gibi gelenlerde belediye kadar varlıklı değil.Bakın caminin etrafına dökülüyor. içini görseniz yıkılıyor. ben de gittim Cemil başkana senin mekan bakımlı maaşaallah benim ki bakımsız ama ikisi de halkın ortak mekanı nerede eşitlik dedim başkan Cemil efendide kimsenin bilmeyeceğine dair ben den söz alıp belediye adına bu yardımı yaptı.Daha bitmedi bir 5000 lira daha yardım etti ama kendi şahsi hesabından buyurun senedi de burada fındık zamanı ödeyecek!! '' deyip seneti gösterince bahçede bulunan herkesin kafası öne düştü..İdris hoca devam etti :'' Başkan Sedat efendi al bu yeni yetmeleri nerede istiyorsan orada sorgula yargıla , benim onlara biçtiğim ceza cami tamiratında gelip çalışacaklar.. İtirazın var mı? '' diye sorduğunda aldığı cevap ''YOK'' ve devam etti İdris hoca ''Öyleyse şimdi çıkın gidin buradan , içeride namaz kılmayı bekleyen bir cemaat var '' deyip cami kapısına doğru geri döndü........................(*****) O günün gecesinde Başkan Cemil bey yaşadığı
büyük sorunu cebinden 5000 lira vererek çözmenin huzurunu yaşıyordu. Başka bir şekilde vermiş olsa kimse kabullenmeyebilirdi. Adı çıkmıştı bir kere.. İdris hoca ise domuzdan bir kıl koparmanın ve cami tamiratı masrafını nasıl hallettiğinin verdiği rahatlıkla ve mutlulukla başlarını yastığa koymuşlardı... Kasaba ufak bir yerdi ve her doğan yeni güneş yeni bir hikayeye gebe idi..... 2. hikayede buluşmak üzere bakalım bu sefer kasabada neler olacak?