Sevgili Damla,
Gönderilmemiş mektuplardan sonra böylesine sahici ve alıcısına ulaşan sevgi dolu mektubunu okuduğum için duyduğum mutluluğu kelimelerle ifade edebileceğimi sanmıyorum.
Okuduğumdan beri düşünüyorum bir şeyler yazabilmek için. Sanki kelimelerimi özenle sakladığım sandığım kayıplara karışmıştı, tıpkı sahibesi gibi. Cümle kurmak, uygun harfleri bir araya getirip sese dönüştürmek, içimden geçenleri sessizce söylemek bile istemiyordum. Kendimce sarıldığım sebeplerimden ötürü. Sevmek nedir, sevmek sevdiğinin her daim yanında olmasını istemek mi, yoksa onun mutluluğunu uzaktan izleyip onun için mutluluk temennileri etmek mi? Görüp de dokunamamak gibi. Belki de ikisi de değil ama işte bir düşünceye sarılıyorsun.
Senin mektubunu okuyunca aklıma ne geldi biliyor musun? Hani hep anlatılır, gurbete gidenler sevdiklerine, ailelerine seslerini, özlemlerini duyurmak için kaset doldururlarmış. Satırlarında gizlenen sesini duydum. :)
Ben de özledim ama ayrılıktan değil, ayrı kalmamıştım ki zaten. Hep orada bir yerlerde olduğunu hissedersin ama kimseye gösteremezsin ya işte öyle bir şey.
Dostum varsa düşmanım yok sayılır
çünkü dostluk unutturur düşmanların varlığını insana
bir dost kaç düşmana bedeldir bilmiyorum ya
bildiğim, dostluğun azı yeter, düşmanlığın çoğuna.
..
Dostların çoğalması da iyiliğe sayılmaz
dostun bir pul kadar kıymeti kalmaz
az dost az taş, çok dost çok taş
hem sayılıdır kalbimizdeki odalar
hem kalbe sığmayan şey dostluğa nasıl sığar?
Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır
‘kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu’
kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır
dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne
dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire
dostum var, öyleyse
ölebilirim bile!
Haydar Ergülen
Yeniden merhaba, güzel sözlerin için ayrı ayrı teşekkür ederim. Sen o anlattıklarından daha fazlasısın, hem de herkes için. ☘
Seni seviyorum. Ve seni seviyorum.
RE: Sudefteri'ne Açık Mektup