DEYİMLER
vektor by @mevsuf
Genellikle mecaz anlamda bir düşünceyi ifade etmek için kullanılan söz gruplarına deyim denir. Türkçemiz deyim bakımından çok zengin bir dildir. Günlük hayatımızda birçok olayı deyimlerle anlatırız. Çok sinirlenen birine “küplere bindi”, karnı çok acıkana “karnı zil çalıyor”, haddi olmayan işlere karışana “çizmeyi aştı” gibi tabirlerde bulunuruz. Bunlar gibi birçok deyim günlük hayatımızda yerini almıştır. Deyimleri konuşmalarımızdan çıkardığımızda geride kuru bir Türkçe kalır.
Deyimler kalıplaşmış söz gruplarıdır. Yapısında bozulma olduğu takdirde işlevini kaybederler. Gruptaki kelimeler ve kelimelerin yerleri değiştirilemez. “Karnı zil çalmak” yerine “midesi zil çalmak” veya “karnı zurna çalmak” gibi tabirler kullandığımızda dili katletmekten başka bir şey yapmamış oluruz.
“Deyimler bir milletin gelenek ve göreneklerinden, hayat felsefesinden, kültüre ait yapısından, sosyal ve tarihi hadiselerinden izler taşır. Sözgelimi “kırklara karışmak” deyimi inançlarımızdan, “tuz ekmek hakkı” deyimi ananemizden, “kazan kaldırmak” deyimi yeniçeri isyanları dolayısıyla tarihimizden, “ye kürküm ye” deyimi de Nasrettin Hoca dolayısıyla kültürümüzden izler taşır.”
(PALA, İskender, Şairlerin Dilinden, s.99, Ötüken Yayınları)
Her deyimin bir oluşum hikâyesi vardır. Karşılaşılan olaylar zamanın akışı içinde kendini dile kabul ettirerek kalıplaşmış ve günümüze kadar gelmiştir. Kötülükte sonra gelenin önce geleni bastırması durumunda kullandığımız “rahmet okutmak” deyiminin şöyle bir hikâyesi vardır:
“Hırsızın biri hastalanmış, sekarat-ı mevt halinde iken Allah’a (c.c) şu yolda dualar edermiş:
_ Yüce Allah’ım!.. Dünyada nasibim hırsızlıktan imiş. Ne kazandı isem bu yolla kazandım. Çoluk çocuğumun karnına helal lokma girmedi. O kadar insanın ahını aldım, hakkını yedim. Bu kadar günahla senin huzuruna nasıl çıkayım. Arkamdan beni hayırla anacak kimse de yok. Bilakis herkes beni lanetle anacak. Affet Allah’ım!..
Hırsızın delikanlı oğlu bu hale bakıp babasına demiş ki:
_ Baba sen hiç merak etme. Ben her gün seni rahmetle andırırım, için rahat olsun.
Hırsız ölmüş, evin geçim yükü oğlana geçmiş. Delikanlı babasının mesleğini sürdürmeye kararlı. Başlamış hırsızlığa. İğneden ipliğe ne var ne yoksa alır ev sahibine çıplak odalar bırakırmış. Öyle bir zaman gelmiş ki evleri soyulanlar eski hırsızı arar olmuşlar. Diyorlarmış ki:
_ Babası da hırsızdı ama -Allah rahmet eylesin- ihtiyacı kadar çalardı. Bunun gibi aç gözlü ve hırslı değildi.
(PALA, İskender, Şairlerin Dilinden, s.100, Ötüken Yayınları)
Bunun gibi birçok deyimin hikâyesi vardır. Bu da geniş kültürümüzün dilimize yansımasıdır.
Başka deyimlerin de hikâyelerini merak edenleriniz varsa İskender Pala’nın “İki Dirhem Bir Çekirdek” adlı kitabını tavsiye ederim. Kitap birçok deyimin ilginç hikâyesini çok güzel bir üslupla anlatıyor.
Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum. Teşekkürler.