Üzüm... Sevdiğim meyvelerden bir tanesi, türüne göre tane büyüklüğü ve rengi değişebilmektedir pek tabiki tadı da. Eskiden nasıldı pek bilmem ama büyükler eskilerin meyvelerinin çok daha tatlı olduğunu söylerler.
Aslında tarımla pek de uzak sayılamam. Neredeyse her yaz köyüme gittiğim için tarımla alakam vardır. Üzüm denilince akla pek çok tür gelir ama biz şehirlilere soracak olursak birçoğumuzun türünü ayırt ettiğini pek düşünmüyorum. Bu yazıyı yazdığım bu yaz aylarında üzümlerin hasat zamanıdır. Her gün işçiler otobüslerle üzüm bağlarına giderler ve mesai saati boyunca çalışılır. Yaklaşık bir, bir buçuk ay boyunca hasat sürer. Son yıllarda birçok çiftçinin ağzından duyduğumuz şey, üzümlerin yeteri kadar iyi fiyata satılmadığıdır. Bildiğim kadarıyla birçok çiftçi mahsülünün hasatını kendisi üstlenmek yerine biraz daha ucuz fiyata bu işle ilgilenen tüccarlara satıyor ve böylece kendi masrafları ortadan kalkmış oluyor ama iki şekilde olsa da elde ettiği net kazanç hemen hemen aynı miktarlarda oluyor.
Şahit olduğum kadarıyla son 15 yılda çok şey değişti. Eskiden yere çok daha yakın yetişen üzüm bitkisi şimdilerde direkler ve tellerle biraz daha yükseltilmiş ve bu her yerde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Üzüm bitkisi diyorum da aslında üzüm bir çalıdan ibarettir, bir ağaç değildir. Yabani olarak yetişen üzüm bitkilerine bakacak olursak daha çok bir çalı şeklinde büyümüş ve sarmaşıklar gibi etrafındaki bitkiler üzerinde gelişimini sürdürmektedirler.
Bu işle uğraşanların eskiden, üzüm hasadından sonra üzümü kuru yemiş misali tüketmek ve satmak için kuruttuklarını hatırlıyorum. Bunun yanında bir de pekmez adı verilen şurubumsu kıvamı olan oldukça tatlı bir sıvı üretilirdi. Daha çok hasattan sonra, satılmayan daha küçük taneli veya salkımlı üzümler toplanır ve ya pekmez yapılır ya da kurutulurdu. Pekmez için büyükçe çuvallara doldurulan üzümler ezilerek suyu çıkarılır ve bu şu, saatlerce faklı işlemler uygulanarak en sonunda pekmez elde edilirdi.
Bildiğim kadarıyla bizim buralarda son zamanlarda ne pekmez üreten ne de üzüm kurutan var. Yapan varsa da sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Çiftçi mahsülü kaldırır kaldırmaz satılmayan diğer kısımlarını toplayıp şarap yapılmak amacıyla fabrikaya gönderiyor. Böyle olmasının sebeplerinden bir tanesi de çiftçilerin yeteri kadar kazanmadıklarını düşünmeleridir. Bu konuda kim daha haklı tartışılır. Bir yanda emeğinin karşılığını arayan çiftçi bir yanda da zarar etmek istemeyen ve ucuza almaya çalışan komisyoncu...