Ah! Keşke ebabil kuşları semada konuşlansalardı da yağdırsalardı üzerime gagalarındaki alevli taşları, Ebrehe'nin askeri gibi ortadan ikiye yarılaydım, yenilmiş ekine döneydim. Böylesi bir felaket bile garib kalırdı acımın yanında.
Bir acı ki her türlü acıya galebe çalar.
Bir acı ki bütün dertleri yetim bırakır.
Bir acı ki cehennemde yanmayı arzulatır.
Bir acı ki Tanrı'ya başkaldırtır,
İsyana sürükler, sürgüne gönderir. benim yasak meyvem işte bu acıdır ...
Görüyorsunuz ya ne kadar da kasvet doldu buralar, oysa hata bende değildi ki sancılarım durmak bilmiyor, ipi boğazıma geçirsem, vazgeçiriyor! Anlașılan ölmeme de izin yok hayatta kalmama da.