Aslana, ateşin içinden zıplamasını öğretmek, ona insan sureti verilebildiğini göstermeyi istemekten kaynaklanıyor. Aslan, ateşten bir çember gördüğünde, sanki insanmışçasına zıplıyor. Bir aslana göre, o çemberi vücudunu yakmadan atlatabilmenin yolu, içinden geçmek değil, ondan kaçmaktır. İnsana dair davranışları taklit etmesini sağlamanın yolu biraz karmaşık; çeşitli yollarla korkmasını gerektiriyor. Çemberden atlayan aslan, insanlar tarafından alkışlanıyor fakat o takdir edildiğinin farkında değil. Yapamazsa başına geleceklerden korktuğu için yapıyor.
Peki bir insanı kanguru taklidi yaparken görsek ne hissederiz? Kollarını, kuşların kanatları gibi hareket ettirerek, uçmaya çalışan bir insan tuhaf görünürdü.
Eskiden hayvandık. Şimdi hayvanları insan gibi davranmaya zorluyoruz. Hayati alışkanlıklarını, insanlarınkiyle benzeştirmeye çalışıyoruz.
Bir hayvanın yemek yediği gibi yemek yiyen insanlara delirmiş gözüyle bakılır. İnsan gibi beslenen hayvanlara da dahiymiş gibi... Çünkü her şey insana benzemeli. Duvarlarımızı süsledikleri gibi, hayatlarımızı da süslesinler...