"Arılar yeryüzünden silinip giderse, insanoğlu yalnızca dört yıl yaşayabilir. Arılar olmazsa döllenme olmaz, hiçbir bitki, hiçbir hayvan, hiçbir insan olmaz.” (Albert Einstein, 1949)
4 yıl olarak bahsedilen süre günümüzde bilimsel verilerle de desteklenmiş durumda. Bitkilerin döllenmek yani polenlerini yaymak için arılara ihtiyaçları vardır. Doğal tozlaşma yolları içerisinde en önemli rol arılarındır. 130 bin farklı bitki türünün devam etmesini sağlayan arıların hak ettikleri övgüyü teslim etmemizin zamanı gelmedi mi ne dersiniz?
Arıcılık kavramının hayatımıza girişi balın lezzetli bir yiyecek olduğunun keşfedilmesiyle başlamıştır. Eski Mısır'da bal tanrıların yiyeceği olarak adlandırılmıştır. M.Ö. 600'lerde antik Yunan'da arıcılık yapıldığına dair bulgulara rastlanmıştır. Hatta büyük büyük atalarımız arılara hak ettikleri özeni göstermeyi ihmal etmemişler zira eski çağlarda arıcılık kutsal bir meslek olarak nitelendirilmekteydi. Üretikleri bal, arı sütü, propolis gibi ürünlerin hazine niteliğinde olduğu da anlaşılan arıları pamuklara sarıp sarmalama zamanımız gelmiş gibi duruyor sanki. Evrenin devamlılığı konusunda ki çabaları ve ürettikleri güzel ve lezzetli ürünler için arılara sevgilerimizi sunarak bir yazımızın daha sonuna geliyoruz.
Photo by Massimiliano Latella on Unsplash