Simena Antik Kenti, küçük bir Likya kıyı kentidir. Stratejik bir konuma sahip olan kent, M.Ö.4.yy.dan günümüze kadar önemli bir yerleşim alanı olmuştur.
Kent içerisinde en çok dikkati çeken yapı kalesidir. Günümüze kadar varlığını koruyan kaleden Kekova ve çevresini kolayca izleyebilirsiniz.
Ayrıca konumu itibariyle ulaşımı sadece denizden olan ender yerlerden biridir.
Kekova Adası ve çevresindeki kıyıların doğal ve kültürel yapısının korunması amacıyla oluşturulan kale, 260 kilometrekare alana sahiptir.
Simena Antik Kenti, Kekova Özel Çevre Koruma alanı içerisinde olup birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescili vardır.
Kekova yöre için genel bir isimdir. Hem Simena Antik kentini tam karşısındaki adanın adıdır hem de bu bölgeye verilen genel bir addır.
Yörenin içerisinde Teimiussa (Üçağız), Aperlai(Sıcak) İskelesi ve Akvaryum Koyu, Gökkaya koyu vardır.
Simena Antik Kenti’nin adı M.Ö.yy 4.yy a kadar inmektedir. Bunu Likya yazısı ile yazılmış bir kitabe ve Aperlai de bulunan gümüş sikkelerden anlıyoruz.
Simena Kenti başlangıçta Likya birliğine üye olsa da Roma İmparatorluğu’na katıldıktan sonra bağımsız bir şehir olarak hayatına devam etmiştir.
Sahilden yukarıya doğru dik bir patikadan çıktığınızda hala o dönemlerden kalma antik basamaklara rastlarsınız.
Kaleye ulaştığınızda ise sizi iki lahit karşılar. Bunlardan küçük eksedraya diğeri ise İdargus oğlu Mentor’a adanmıştır. Bunu oradaki kitabeden anlıyoruz.
Kaleye ulaşıldığında ise ilk göze çarpan yapı 7 oturma sırası olan ve 300 kişilik kapasitesi ile halen ayakta olan tiyatrodur.
Bu tiyatro doğal kayaya oyularak yapılmıştır.