Alanya Kalesi, denizden ve karadan zor ulaşabilen bir noktadadır. Konumu için doğal korunaklı diyebileceğimiz bir yerdedir. Bu sebeple tarih boyunca sürekli bir yerleşim yeri olmuştur.
Anadolu içerisinde günümüze kadar varlığını koruyabilen en iyi kalelerden biridir. Ortaçağ’larda yapılmıştır.
Surlarının uzunluğu 6.5 km dir ve 140 adet burcu bulunmaktadır. Kale içerisinde ise 400 sarnıç vardır.
Oldukça görkemli olan kale, yazıtları ve süslemeleri ile adeta açık hava müzesi gibidir.
Kaleye ilk yerleşim Helenistik Dönem’de başlamış ve sonrasında aralıksız bir şekilde Selçuklu İmparatorluğu zamanına kadar devam etmiştir.
Kalenin iç kale olarak geçen kısmı yarımadanın batı tarafında olup adanın en yüksek yeridir. Buranın denizden yüksekliği 250 metredir. İç Kale, hem idari hem de askeri yönetimin merkezi olarak kullanıldığından 4 tarafı da dayanıklı surlarla çevrilidir.
İç Kale nin hemen ortasında bir Şapel bulunmaktadır. Bu yapı Selçuklular zamanında yapılmış olup yonca planına uyulmuştur. 12.yy.da yapıldığı bilinmektedir.
Kalenin doğal yapısına ek olarak Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat, kaleyi güçlendirecek başka yapılar da ekletmiştir. Kızıl Kule bu yapılardan biridir.
Tersane olarak kullanılan Kızılkule 1227 yılında yapılmıştır. Tersaneyi korumak adına da 2 katlı bir tophane yapılmıştır.