Boş boş oturduğunuz, hiçbir şeyle meşgul olmadığınız bir anda aklınıza harikulade bir fikir geldiği oldu mu? Cevabınız evetse, bu rastlantı değil. Sıkılmanın, yaratıcılıkla doğrudan ilgisi var. Central Lancashire Üniversitesi’nde yapılan deneyde(1), 40’ar kişiden oluşan iki gruptan birine 15 dakika boyunca telefon numaralarını bir sayfaya kopyalamak gibi oldukça sıkıcı bir iş verilirken, diğer grup bir kupa ile yapılabilecek şeyleri listelemiş. Ardından her iki gruptan da yaratıcılıklarını gösterebilecekleri bir iş üzerinde çalışmaları istenmiş. Sonuçta “sıkılan grup” daha yaratıcı bir performans göstermiş. Araştırmanın devamında bir grup telefon numaralarını yazarken, diğerleri numara ve isimleri okumuş. Burada da “okuma yapanlar”ın daha yaratıcı olduğu görülmüş. Yani can sıkıntısı ve yaratıcılık doğrudan ilintili. Araştırma sonucu şunu ortaya koyuyor: “Can sıkıntısı yaratıcılığı tetikliyor. Pasif durumda olduğumuz sıkıcı işler ise daha da yaratıcı olmamızı sağlıyor.”
Araştırmaya göre genellikle sıkıcı bir makale okumak ya da çok da keyif almadığımız bir derse katılmak zorunda kalmak gibi pasif aktiviteler, “hayal kurma etkisini” ortaya çıkarıyor. Ayrıca kişiyi yeni, tatmin edici aktivitelere motive ediyor. Korku duygusunun tehlikeden kaçmaya, üzüntü duygusunun gelecekte yapılacak hataların önlenmesine yaradığı gibi, can sıkıntısının da merakı tetiklediği, insanları yeni şeyler denemeye ittiği görülüyor.