İnsan bazı şeyleri yaşarken fark edemiyor, olayın ve mekânın dışından bakması gerekebiliyor. Bir başkasının sözleri de kimi zaman etkisiz elemanlıktan öteye geçemezken kendi cümleleri ve kendi yargılamaları balyoz etkisi gösterebiliyor.
Genellemeye sokamayacağım ama kendime olan en ağır eleştiriyi yine kendim yapıyorum. Benim özelimde sanırım bu cümle çok doğru. Özellikle eski yazdığım yazıları okuduğumda kendime çok kızıyorum ama düzeltmiyorum da. Kendi geleceğime bıraktığım not olarak düşünüyorum. Bu yazıyı da elbet ilerde bi gün okuyacağım. Doğru steinhammer, düzgün açıklayamadım.
Galerimde duran yüzlerce fotoğrafın hikâyesini zihnimde kaybetmeden anlatmak istiyorum. Yok olup gitmelerine gönlüm razı olmadığı için silmedim henüz.
Bence hiçbir fotoğraf silinmeyi haketmiyor. Ben sevmesem dahi fotoğraflarımı tutarım. Sevdiklerimi de şarkılarla eşleştiriyorum genelde. Hatta yazıları yazarken arkadan çalan ufak müzik, boş evimin duvarlarını süslerken, ilham perilerime bir ziyafet çekiyor. Haliyle yazımın kalitesinde gözle görülür bir artış da oluyor.
Bu arada Eurovision rüzgarı esti geçti. Hepsini takip edemesem de bazılarını seyrettim.
Çok bir şey kaybettiğini söyleyemeyeceğim. Eurovision daha çok siyasi veya toplumsal çatışmalara karşı gösterilen bir tepki arenasına dönmüş sanki. Müzikaliteden çok verdiği mesaj konuşuluyor gibi. Ben pek tat almadım bu sene.
Eline sağlık güzel bir yazı olmuş.
RE: Sevgili Günlük #39 | Harry Potter Sevinci ve Ortaya Karışık Şeyler