Sabahın erken saatlerinde uyanır uyanmaz, yataktan kalkmadan önce yastığımın altında tuttuğum kitabımı çıkarır okurum. Bazen öğleyi bazen de akşamı bulur bu okuyuşlarım. İşsizlik işte. "En azından içsel faydalar sağlıyorum kendime." diye düşünerek işsizliğe hızla devam ediyorum.
İşsizliğimin en yücelttiğim bir sabahında yeni gelmiş kışın ilk yağan karı pencereme konarken ben, loş odamda gözlerimi oğuşturarak okuduğum kitabımla baş başaydım. Kitapta on üç adet hikaye vardı ve her biri diğerinden değerliydi kanımca.
Kitabın son hikayesine geldiğimde kitaba başlayalı dokuzuncu gün oluyordu. İlk hikayeler apaydın yaşamlardan söz ederken yedinci ve sekizinci hikayelere geçtiğimde artık kararan hayatlar okuyordum. Yazarın tarzı buydu işte. Ünlü yazar @muratkbesiroglu bu kitabında gittikçe daralan dünyaları anlatırken okurun da yaşam alanını daraltmayı başarıyor açıkçası. En azından bende böyle olmuştu.
Sana şimdi dokuzuncu hikayeyi anlatayım biraz.
"Öyle bir baktın ki deniz gözlerinle tüm tablolar yalanlandı ve tüm sular; üzerindeki gemiler, tekneler, sandallar; içlerindeki aşıklarla beraber yerlere döküldü ardı ardınca."
Bir akşamüzeri @sudefteri bir ağacın en tepe dallarından birinde otururken karalamış bu satırları. Önce dizindeki kâğıda bir çift masmavi göz çizmiş ve sonra altına bu paragrafı yazmış. Sonra tutmuş kendini aşağı atmış. Sular kucaklamış onu. O gündür sulara hükmediyormuş ve yazılan, çizilen ne varsa suyaymış.
Suların altında dans ederken birgün derinlerden çalan bir keman sesi duymuş. Müziğin ritmine kaptırıp kendini yola revan olmuş @sudefteri. Hiçbir şey düşünemiyormuş sese daha yakın olabilmekten başka. Gittikçe yaklaşıyor ve gittikçe heyecanı artıyormuş. Tam olarak yaklaştığında ise gördüğü,
@tahirozgen'miş sulara keman çalan. Tellerin her titreyişi onlarca baloncuk oluşturuyormuş yüzeye yolcu olan. Yer çekimi denen şey de neymiş!
@tahirozgen, boynundan, koltuk altlarından, parmak uçlarından alemlere notalar uçuruyormuş.
Mutluluğun zirvesinde @sudefteri,
@tahirozgen'i izlerken gizli gizli, Tahir farkındaymış meğer ve mutluluğu hissettikçe kemanı daha bi' güzel çalıyormuş; fakat neden sonra
@sudefteri, kaskatı kesilmiş durmuş öylece.
Tahir saçlarından değişmeye başlıyormuş. Saçları uzuyor. Uzadıkça uzuyor saçları ve!.. Ve sanki Tahir, ağaca dönüşüyormuş. Bir diğer taraftan Tahir'in kemanından duman gibi bir şey çıkıyormuş. Yoksa boya mıymış? Su altında olmasa @sudefteri, bunun kesinlikle duman olduğunu söylermiş.
Saçları gibi Tahir'in boyu da uzuyor ve kemanından çıkan dumana benzettiği kirlilikten @doctorbishop oluşuyormuş. Zavallı
@sudefteri anlamlara bir olay veremiyormuş. Kaçsa mıymış, kalsa mıymış karar veremeden
@doctorbishop tam anlamıyla vücut bulmuş ve ona yönelmiş. Yürüyor muymuş yoksa yüzüyor muymuş yahut uçuyor muymuş belli değilmiş. İyice yaklaşmış ve az bir
@mesafe ile durmuş. Öylece bakıyormuş. Bu sırada tüm suları dalgalandıran bir ses duymuş: "Öyle bir baktın ki deniz gözlerinle tüm tablolar yalanlandı ve tüm sular; üzerindeki gemiler, tekneler, sandallar; içlerindeki aşıklarla beraber yerlere döküldü ardı ardınca."
"Tanrım." demiş su defteri. "Bu benim akşamüzeri yazdığım not!"
Sevinse miymiş, üzülse mi, yoksa korksa mı bilememiş. "Neler oluyor böyle!.." diyemeden kâğıda çizdiği masmavi bir çift gözü hemen önünde görüvermiş. Sonra göz bebeklerinden şekillenmeler görünmüş. Tahir, kemanını öyle bir çalıyormuş ki baloncukların ve notaların yoğunluğu ile beraber olanların etkisiyle @sudefteri, iyice stres altına girmiş.
Göz bebeklerinden şekillenen iki tip daha çıkmış dışarı ve @sudefteri tüm bunlara artık dayanamayacak seviyede etkilenmiş. "Ben
@baycan, muhhahaahaaaa!" "Ben
@damla, ahhaheaheahea!" demişler ve
@sudefteri'nin gözlerine saldırmışlar. Biri sağ, diğeri sol gözüne girmiş. Demişler ki: "Artık bizim gördüğümüzü göreceksin, aç gözleriniii!"
@sudefteri gözlerini açtığında kendini
@anadolu'nun uçsuz bucaksız yemyeşil ve taptaze ot kokan bir yaylasında sevimli bir koyundan süt sağan
@avina'nın yanında bulmuş.
Sabır ve selamet kokan bir ses tonuyla: "Hoş geldin Su. Beğendin mi? Süt ister misin taze taze?" demiş. @sudefteri, garibim, arkası dönük olduğu halde
@avina'nın onu nasıl gördüğünü anlayamamış; fakat yine de kendini güvende hissetmiş.
@avina bu; çevresindeki en güvenebileceği kişiymiş.
"Hoş bulduk @avina." diye
@avina'ya yaklaşan ve bir an önce yüzünü görmek istermiş gibi acele ile eğilen
@sudefteri gözlerine inanamamış. Bu gördüğü beden, elbiseler Avina'nınmış; ama yüz!.. Gördüğü yüz
@ucmuharfli'nin ta kendisiymiş ve o anda şeytani harflerini üçer üçer üzerine salmış kurtuluşu olmayan mermiler gibi. Mermiler gibi, evet, tıpkı mermiler gibi.
Mermiler. Mermiler. Mermiler.
Sayfa sayfa lanet yazıyormuş harflerle @ucmuharfli
@sudefteri'ne. Solmuş, üşümüş ve yorgun düşmüş
@sudefteri.
"Hahahaaaa!" "Heheheehe!" Kahkahalar bitap @sudefteri'ni uyandırmış ve ne olmuş biliyor musun...
Defter, aniden sayfalarındaki lanetli harfleri bu kötü yaratıkları yok etmek için kullanabileceğini düşünmüş ve bu umut işte; sert bir kalkışla göklere fırlamış. "Denizleer!" demiş @sudefteri. "Okyanuslar, bilinen ve bilinmeyen tüm sular! Emrimdir; yıkın!"
Bu emirle şahlanan sular, @sudefteri'nin sayfalarına doluşmuş ve defter adeta kuş gibi kanat çırpıp lanetli harfleri hapseden su damlacıkları ile kurşun gibi tüm kötülükleri sereserpe dökmüş yere.
Diz çöküp göklerde duran bir çift göze bakarak: "Öyle bir baktın ki deniz gözlerinle tüm tablolar yalanlandı ve tüm sular; üzerindeki gemiler, tekneler, sandallar; içlerindeki aşıklarla beraber yerlere döküldü ardı ardınca." diye mırıldanmış kendince.
Zavallı Su, artık güvenebileceği kimsenin kalmamış olmasına oturup ağlamış çocuklar gibi.
Böyle olmuş. Evet aynen böyle olmuş. Ne kadar güzel yazmış değil mi? Adam king ya!