Size de oluyor mu? Anlatmak istediğiniz şeyi sınırlı dilleri kullanarak anlatamayacağınızı düşündüğünüz zamanlar? Hani biryerin kaşınır da kaşıntının yerini saptayamazsın, ne yapacağını bilemezsin. Kaşır durursun alakasız yerleri. Bazen düşünürken de aynısı olur bana. Içimde geçen duyguları ararken alakasız kelimelerle cümleler kurup o duyguyu yakalamaya çalışırım. Ama hiç tam anlamıyla karşılık bulmaz.
Bir duygunun kaç farklı kelime ile ifade edilmesi gerekir acaba? Bir harfin değişmesiyle samimiyet bile değişirken, neden bukadar az kelime var dilimizde. "gel otur" ile "geç otur" aynı duyguyu yakalama. Tam koordinatı bulmak için cümleleri iyi akort etmek gerekiyor. Özellikle sadece yazıyla iletişim kurAbildiğimiz ortamlarda daha da hissediyorum. Diller sanki bana bir sınır çiziyor ve buranın dışına çıkamazsın, çıkmak istiyorsan başka şeyler lazım, telefonun küçük klavyesinde yeterli nota yok senin müziğini çalmak için diyor.
Buradan seni seviyorum demek yetersiz. Dünyanın en çok kullanılan belki de bu iki kelimesi, gerçeğinin bir gölgesi olmaktan kaçmıyor bu satırlarda.
Başka dilller öğrenmek isteğim biraz da buradan geliyor. Diğer insanlar ne yapmış nasıl anlatmaya çalışmış. Onlar da bizim gibi mi? Belki ilerde iletişim kurmanın daha farklı yolları çıkar. Teknoloji sayesinde düşünce aktarımı gibi şuan uçuk gelen fikirler o zaman mümkün olabilir. Belki o zaman blog yazılarımız zihnimizde ki bir düşünce bulutu olur.
O zaman da sorum şu? Kelimelerin gizemli dünyasını mı tercih eder insanlar? Yoksa mutlak doğruları zihinden okumayı mı?
"Seni seviyorum". Eksik de olsa hayal gücünü ve umudu canlandırıyor. Bir sanat eserine bakmak gibi, her okuyanın farklı şeyler anladığı bir büyü gibi. Mutlak karşılığını öğrendiğimizde değeri düşer miydi? Bilmek ister miydim nekadar sevildiğimi? Kelimelerin kısıtlı dünyası bir hediye mi? Ve bu cümlelerle kendimi yeterince ifade edebildim mi? Sorular sorular..