Tuvaletlerin Efendisi : Taharet Kardeşliği
Kendime gönül rahatlığı ile zaman ayırabildiğim, dertsiz tasasız tüm olumsuz düşüncelerden soyutlandığım ender yerlerin başında tuvalet gelir. Aslında ilk cümleyi okuduğunuzda içinizden veya dışınızdan dillendirdiğiniz gibi iğrenç veya mide bulandırıcı değil bu durum. Emin olun ! Belki siz de benim gibi düşünenlerden biri olmanıza rağmen yıllardır bunun farkında değilsiniz yada farkında olmanıza rağmen bunu açıkça söylemekten utandınız. Lakin utanmayın ve şunu bilin ki güzel bir tuvalet gibi insanı rahatlatan bir şey olamaz.
Yazdığım bu satırlar ilk yazı denemem olmasına rağmen, çekinmeden ve sıkılmadan yazmak istediğim ilk konu bu oldu. Çocukluğumda defalarca dayak yememe neden olan, üniversite sınavını kazanmamı sağlayan, okuma alışkanlığımı edindiğim, sesimin iğrençliğine rağmen komşulardan utanmadan şarkı söyleyerek kendime sosyal güven aşıladığım yerdi tuvalet. Hatta hiç unutmam, üniversite sınavına hazırlandığım zamanlarda, hiç anlamadığım analitik geometri sorularını 2 saatlik tuvalet maceramın akabinde çözmenin sevinciyle bir yandan üstümü başımı toplama çalışırken bir yandan da eureka eureka nidalarını atarken kendimi banyo fayanslarının üstünde bulmuştum. Ayaklarım o kadar uyuşmuştu ki, yerden kalmak için dakikalarca uğraşmama rağmen kıçımı o buz gibi fayanstan kaldıramamıştım. İşte bu kadar kaybederdim kendimi tuvalette. Bitmez dediğim onlarca kitabı da bu uyuşuklar içinde bitirdim.
Yıllardır süre gelen bu halim hiç bir zaman bana anormal gelmedi. Pek çok ortamda da bunları konuşmaktan çekinmedim. İnsanların '' abi anlatılır mı bu '' veya '' iğrençsin'' sözlerine rağmen inceden inceye onların da benzer şeyler yaptıklarını hatta tuvalet muhabbetlerinin felsefi boyutlara geçtiğine bile şahit oldum. Romalılar döneminde tuvalet , İslamiyette tuvalet, Avrupa'da tuvalet, Alafranga - Alaturka tuvalet, taharet musluğu gibi pek çok nokta bu muhabbetlerin temelini oluşturuyordu.
Örneğin Romalılar tuvaletlerini toplu şekilde alaturka ile alafranga karımı bir tuvaletlerde giderirler önlerinden akan temiz su ile de temizlenirlermiş.
Ama bu yazıyı yazmamdaki en büyük etken ise son zamanlarda ise etrafımda dönem en önemli tuvalet tartışması olan hangi tuvalet daha kullanışlı sorusuydu. Tartışma aslında ilk yurt dışı gezimde başıma gelen bir hadise ile şekillendi. Balayı için vizesiz gidilecek ülkelere bakıyordum. Aklıma gelen ilk düşünce gideceğim yerin yemeklerinin nasıl olduğu ve illiyet bağı sonucu tuvalet sorusuydu. Avrupa'nın pek çok ülkesinde alafranga tuvalet kullanılmasına rağmen taharet musluğunun olmadığını biliyordum. Taharet musluğunun alafranga tuvaletler için mükemmel bir gereksinim olduğu gerçeği karşısında bu benim için bir sorundu.
Yıllar önce Alman bir arkadaşım tuvalette taharet musluğunu gördüğünde bunun ne olduğunu bana sormuştu. Kendisine amacını anlattığımda biraz şaşırmıştı. Aynı akşam yenilen acılı lahmacun ve çiğ köftenin ardından ertesi gün girdiği tuvaletten yüzünden gülücükler ile çıktığında kendisine ne olduğu sordum. Bana '' taharet musluğunun amacını şimdi daha iyi anladım, siz Türkler gerçekten akıllısınız '' demişti. Konunun detaylarına girmeden kendisine '' öyle'' dedim.
Yaşanılan olayın ardından arkadaşlara anlatılan bu anı alafranga tuvaletin mi yoksa alaturka tuvaletin mi daha kullanışlı olduğu tartışmasını başlatmış oldu. Tartışma her geçen gün yeni olumlu ve olumsuz karşılaştırmalar ile devam etmekte. Halen devam eden bu tartışmada sizce hangisi ?