Hello Dear Friends,
Today I will tell you about an abandoned village they call "Ghost Village", where it is more enjoyable to visit when you listen to its story. The real name of this village, where no one lives, is actually known as Kayaköy. But with its image and mysterious story, it is referred to as a ghost village among the people.
Merhaba Sevgili Arkadaşlar,
Bugün sizlere hikayesini dinlediğinizde gezmenin daha keyifli olduğu "Hayalet Köy" adını verdikleri terk edilmiş bir köyden bahsedeceğim. Kimsenin yaşamadığı bu köyün asıl adı aslında Kayaköyü olarak biliniyor. Ama görüntüsü ve gizemli hikayesiyle halk arasında Hayalet köy olarak dile getiriliyor.
In order to visit Kayaköy, you need to come to Muğla, Turkey. The village is located in the Fethiye district of Muğla. You pay 20 TL, approximately 4 hive, at the entrance to visit the village, which is about 8 km away from the center of Fethiye. Kayaköy is open to visitors between 09:00 and 20:00 in summer and between 08:30 and 17:30 in winter.
Kayaköyü gezebilmeniz için Türkiye'nin Muğla şehrine gelmeniz gerekiyor. Köy, Muğla'nın Fethiye ilçesinde yer alıyor. Fethiye merkezine yaklaşık 8 km uzaklıkta olan köyü gezmeniz için girişte 20TL yani yaklaşık 4 hive ödüyorsunuz. Kayaköyü, yaz dönemlerinde 09.00 ile 20.00 saatleri arasında, kış aylarında ise 08.30 ile 17.30 saatleri arasında ziyaretçilerine açıktır.
I came here in 2018 with a group of 20 people through magidos tour. When we arrived in Fethiye city center, we got on a big bus that wrote magidos tour. Our tourist guide Onur gave us brief information about the history and history of Kayaköy before coming to Kayaköy. According to our guide, this place was turned into a city by the Greeks before Christ. During the period when the Ottoman Empire dominated Anatolia, this place was started to be used by the Byzantine Greeks. Of course, Turks lived in the region. While the Greeks set up their dwellings on the tops of the mountain slopes, the Turks settled in the plains because they were engaged in agriculture. Greeks and Turks living together, with the outbreak of the First World War, the nationalist movements among them also came to the fore. This situation brought problems between the two groups. After the population exchange between Turkey and Greece, the Greeks left their homes.
Ben buraya 2018 yılında magidos tur aracılığıyla 20 kişilik kafileyle gezmeye gelmiştim. Fethiye şehir merkezinde geldiğimizde magidos tur yazan büyük bir otobüse bindik. Turist rehberimiz Onur, Kayaköye gelmeden önce bizlere buranın hikayesi ve geçmişiyle ilgili kısa kısa bilgiler verdi. Rehberimizin dediğine göre burası milattan önce Yunanlılar tarafından şehir haline getirilmiş. Osmanlı Devletinin Anadolu'da hakimiyet kurduğu dönemlerde de burası Bizans Rumları tarafından kullanılmaya başlanmış. Tabi bölgede Türklerde yaşıyormuş. Rumlar meskenlerini dağ yamacının tepelerine kurarken, Türklerde tarımla uğraştıkları için ovalara yerleşmişler. Birlikte yaşayan Rum ve Türkler, 1. Dünya Savaşının patlak vermesiyle aralarındaki milliyetçilik akımları da ön plana çıkmış. Bu durum iki grup arasında sorunları da beraberinde getirmiş. Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan Nüfus mübadelesi sonrasında da Rumlar evlerini terk etmişler.
Although Kayaköy is not known very much, it is one of the places that should be seen and visited in my opinion. Think of abandoned stone houses scattered around a mountainside. Most of these houses were built as one-story and two-story. The most interesting thing is that no house was built in a way that would not spoil the view of another house. It is impossible not to be amazed when you see these houses, all of which are made of stone. However, as those who had to leave this village for some reasons and came to visit when they learned about the plight of the people, we were very sad.
Kayaköy, çok fazla bilinmemesine rağmen, bana göre görülmesi ve gezilmesi gereken yerlerin başında gelir. Bir dağ yamacının etrafında, dağınık olarak terkedilmiş taş evler düşünün. Bu evlerin çoğu tek katlı ve iki katlı olarak yapılmış. En ilginç olanı da hiçbir ev bir başka evin manzarasını bozmayacak şekilde inşa edilmiş. Tamamı taşlardan yapılan bu evleri görünce hayran kalmamak elde değil. Gelgelelim bu köyü bazı nedenlerden dolayı terk etmek zorunda kalan, insanların dramını öğrenince geziye gelenler olarak çok üzüldük.
Fethiye Kayaköy is an abandoned village with stone houses at the intersection of the Mediterranean borders and the Aegean borders. The village, which is close to the seaside, is home to many tree species. In this village, where we come across cedar, juniper and red pine tree species, you can also taste the figs we pluck from the fig trees in the streets. According to our tourist guide; Greeks and Turks lived together for a long time in these historical looking stone houses. People whose houses were damaged as a result of the earthquake in Turkey tried to repair the damages by taking the doors and windows of the stone houses located here.
Fethiye Kayaköy, Akdeniz sınırları ile Ege sınırlarının kesiştiği bir noktada terk edilmiş, taş evleri olan köydür. Deniz kıyısına yakın olan köy, birçok ağaç türünü de içinde barındırmaktadır. Sedir, ardıç ve kızılçam ağaç türlerine rastladığımız bu köyde, sokak aralarındaki incir ağaçlarından kopardığımız incirlerin tadına da varabilirsiniz. Turist rehberimizin anlattıklarına göre; bu tarihi görünümlü taş evlerde uzun bir süre Rumlar ve Türkler bir arada yaşamışlar. Türkiye'de yaşanan deprem sonucu evleri hasar gören kişiler, burada yer alan taş evlerin kapılarını ve pencerelerini alarak, evlerin hasarlarını gidermeye çalışmışlar.
While visiting the village, you can see the impressions of a Greek culture from every corner of the stone houses that are close to each other. The walls of some stone houses are painted and shaped. As you go up the mountain slope, the distance between the houses gets longer. Churches are usually built where they can be seen by the public. At the extreme points, chapels, which are the temples and sanctuaries of Christians, were established.
Köyü gezerken, birbirine yakın olan taş evlerin arasından köşe bucak bir Rum kültür izlenimleri çıkıyor. Bazı taş evlerin duvarları boyalı ve şekillidir. Dağ yamacına doğru çıktıkça evler arasındaki mesafe de uzuyor. Kiliseler genellikle halkın görebileceği noktalara inşa edilmiş. Uç noktalara da Hristiyanların tapınak ve kutsal alanları olan şapeller kurulmuş.
This village, which has a quiet and calm appearance, attracted the attention of filmmakers. We learn from our tourist guide that some of the shootings of the movie called "Last Hope", shot in Turkey, were made here. Likewise, since the village resembles a ghost town, some Turkish producers shot the scenes of Turkish horror movies here.
Sessiz ve sakin bir görünümüne sahip olan bu köy, film yapımcılarında dikkatini çekmiş. Türkiye'de çekilen "Son Umut" adındaki filmin bazı çekimlerinin burada yapıldığını da turist rehberimizden öğreniyoruz. Aynı şekilde köy, hayalet şehri andırdığı için bazı Türk yapımcılar da Türk korku filmlerin sahnelerini yine buralarda çekmişler.
As I ended my words here, I felt like an immigrant tradesman while I was walking through the ghost village. It is also thought that the village may have been abandoned due to the conflicts and uprisings between the Turks and the settlement of this village, where the Greek culture predominates. I am also surprised that this village, which bears the traces of a period when Anatolia was newly conquered by the Turks, was abandoned. See you again, stay with love.
Sözlerimi burada sonlandırırken, hayalet köyün içinde gezerken kendimi, bir göçmen esnafı gibi hissettim. Rum kültürünün ağır bastığı bu köye, Türklerin yerleştirilmesiyle aralarındaki çekişmeler ve ayaklanmalar nedeniyle köyün terk edilmiş olabileceği de düşünülüyor. Anadolu'nun yeni yeni Türklerin eline geçtiği bir dönemin izlerini de taşıyan bu köyün terk edilmiş olmasına da şaşırıyorum. Tekrar görüşmek üzere, sevgiyle kalın.