Esaslı olarak tanışmaya başladığım zamanlar lise yıllarımın başlarıydı. O zamanlar sosyalleşmede önemli bir araç olarak gördüğüm sigara kafeterya buluşmalarımızın başrol karakterlerinden biri olurdu. Bazen herkes tek kişiden alır içer (otlanır), bazen de herkes birbirine ikram etme yarışına girerdi. Hatırlıyorum da; ne lezzetli gelirdi o duman!
Tam da ergenlik karmaşasının tavan durumda olduğu, hormonların birbiriyle pogo yaptığı dönemde, üst üste yakmanın verdiği o haz da efsanevi bir hatıra sahip.
Günün bazı anlarında onunla eşlik edebileceğimiz öyle durumlar oluşturmuşuz ki, ritüel haline dönüşmüş. İş yeri servisi beklerken, yemekten sonra, arabaya binildiğinde, çay eşliğinde, ah bir de yanık espresso varsa tadından yenmez.
Hafif çakır keyif olduysak, tadının en güzel olacağını düşündüğümüz an budur. Alkolün yanında olmazsa olmaz.
Aslında sigara içen insanların çoğuna göre benim sigaraya olan sempatim daha fazlaydı. Çoğu zaman onu içmekten ciddi anlamda keyif aldığımı ve bundan dolayı yaşadığım mutluluğu ifade edebiliyordum. Buna rağmen bir kaç kez bu durumdan rahatsız oldum. Vazgeçip bırakma girişimlerim oldu. Her deneyişimde kendi içimde aslında bırakmayı çok da istemediğimi biliyordum.
Fakat bir süredir burada olamayışımın sebebi olan ağır soğuk algınlığım dolayısıyla 4 gündür sigaramdan uzak kaldım. Belki çok fazla yorgan döşek yatmadım ama sadece burun tıkanıklığından ve bir an önce iyileşme isteğimden dolayı içmeyi tercih etmedim. Bu sabah kendimi çok daha iyi hissettiğim için artık sigara içebilirim diye düşündüm. Hayır yanılıyorum! Sigara içmediğim bu günlerde kendimi daha iyi hissediyorum.
Her koyun kendi bacağından asılır mantığıyla biraz liboş bir düşünceye sahibim. Yine de bu gelişmeden sizleri haberdar etmek istedim. Belki birkaç düşüncede değişikliğe sebep olup, iyi hislere vesile olabilirim :)