Şüphesiz, son zamanların en "popüler" ve trend konularından biri La casa de papel filmidir. İspanyol kanalında yayınlanan dizi, daha sonra Netflix tarafından yayınlandı ve böylece ünü dünyaya yayıldı. Dizi çeşitli çevrelerde ve sosyal platformlarda çok konuşuldu, yazıldı, çizildi.
Dizinin alt-üst mesajları, sosyal-politik mesajları vs birçok muhabbeti yapılıyor. Ayrıca, sinematografik açıdan da tartışılan birçok noktası bulunmaktadır. Tüm bunları zaman içinde kendi bakış açımdan da paylaşmaya çalışacağım.
Dikkat: bu kısımdan sonrası biraz spoiler var :)
Filmde verilen en güzel mesajlardan biri, mantığın yoluna karşılık duyguların yolu. Filmdeki Professör, yıllarca plan yapmış, her detayı araştırmış ve düşünmüş. Olası tüm alternatifleri, soygun esnasında yaşanabilecekleri hesaba katmış. Nitekim, plan çoğunlukla onun istediği gibi ilerliyor. Ama ne zaman kanı kaynayan karakterlerimiz sabırlarına ve iradelerine sahip çıkamayıp, duygularıyla hareket ediyorlar, işte o zaman işler çığrından çıkmaya başlıyor. En büyük örnek Tokyo lakaplı asi kızımız. Herşeye itiraz edip, hep bir sabırsızlık durumu yaşıyor.
Spoiler bitti.
Gerçek hayatta da, ne kadar bilimsel düşünsek ve hareket etsekte, insan, iradesi karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor. Rasyonel değil, duygusal düşünüyoruz. İşte bu detay bile, hayatımızın birçok noktasında başkaları tarafından bir sömürülme aracı olarak kullanılabiliyor.
iyi seyirler