Anaxagoras
In my series of philosopher introductions, today I will discuss Anaxagoras, the second of the pluralist, that is, pluralist philosophers. I will try to explain Anaxagoras, the second pluralist philosopher after Empedocles, in three parts. As the first part, I will describe the life and works of Anaxagoras, as the second, Homoiomeria, and as the third, Nous, which he accepted as the arkhe. Then if you're ready we can start getting to know Anaxagoras.
/
Anaksagoras
Filozof tanıtımları serimde bugün sizlere çoğulcu yani plüralist filozoflardan ikincisi olan an Anaksagoras'ı ele alacağım.
Empedokles'ten sonra ikinci plüralist filozof olan Anaksagoras'ı sizlere üç bölüm halinde anlatmaya çalışacağım. Bunlardan birinci bölüm olarak Anaksagoras'ın hayatı ve eserlerini, ikincisi olarak Homoiomeria ve üçüncüsü olarak ise arkhe olarak kabul ettiği Nous'u anlatacağım.
O zaman hazırsanız Anaksagoras'ı tanımaya başlayabiliriz.
/
Empedokles ten sonra Plüralist filozofların ikincisi kabul edilen Anaksagoras'tır. Anaksagoras milattan önce 500 ile 428 yılları arasında yaşamıştır.
Çoğulcu anlayış olarak fikir sunan Empedokles'in çözümünü beğenme miştir.
Ona şu şekilde yanıt verir: "Nasıl olurda saç olmayandan saç ya da et olmayandan et oluşabilir?"
Bu şekilde soru soran Anaksagoras duyulara görünen bildik nesnelerin varoluşu değişe bilseler bile Özde aynı kalabilecekleri görüşüne çelişik olduğu için bu problemi açıklamaya çalışmıştır. Ona göre duyu yoluyla algılanan nesneler var olan şeylerin karışması ve ayrışma sından çıkmış olmak zorundaydı.
Anaksagoras görüşünü her şeyde başka her şeyden bir parça vardır kabulü ile açıklama çabası göstermiştir.
Her türlü gizemcilik ten tamamen uzak olarak tamamıyla rasyonel bir görüş bildirmeyi seçmiştir.
Anaksagoras Klazomenaia'da doğmuş, bu kentin soylu ve varlıklı ailelerinden birine mensup bir filozof olmasıyla dikkat çeker. Kentin ticari ve siyasi yaşamına hiç bulaşmamış olan filozofumuz tüm yaşamını felsefeye adayarak ve teori peşinde koşan bir yaşam sürdürmesi ile diğer filozoflara iyi bir örnek olmuştur. Hatta kendisini tamamen felsefe ve bilimsel çalışmalara adaması ile kendi mülkiyeti altındaki Malik annelerin yönetimini ihmal etmesine sebep olmuştur.
Anaksagoras doğaya dair bilgiyi ya da gerçeklik üzerine tefekkürü insan yaşamının en büyük amacı olarak görmüştür.
Filozof kariyerini ilk dönemlerinde astronomi ile ilgilenmiştir. Göktaşı ile ilgili olarak gözlemler yapmıştır. Bu gözlemleri sonucunda ay ve güneş türünden cisimlerinin Dünya ile aynı yapıda olduğu kanaatine varmıştır.
Eserleri olarak verebileceğimiz bilgi ise onun Doğa felsefesi ile ilgili görüşlerine yer verdiği Peri Phusis(Doğa Üzerine) adlı eseridir.
/
Anaksagoras tıpkı çağdaşı olan empedokles gibi oluşun mümkün olduğunu göstermeye çalışmıştır. Anaksagoras mutlak anlamda bir oluş ve yok oluş olmadığını, mutlak bir değişmenin imkansız olduğunu kabul eden ve değişmenin gerçekliğini kabul edin sağduyunun plüralizmini uzlaştırma çabasına girmiştir.
Anaksagoras göreli bir değişmeyi benimsemiştir. Var olanların, Temel ögelerinin birleşmesi ve ayrışması anlamında değiştiğini iddia etmiştir.
Varlıkların meydana gelmesinde ki temel öğelerin varlığa gelmemek ve yok olup gitmemek anlamında değişmez olduğunu bunun yanında birleşip ayrışma sından varlığım meydana geldiğini öne sürer.
Empedokles varlığın temelinde dört öge olduğunu ve bunların Toprak, hava, su ve Ateş olduğunu söylemişti. Sisi temel öğenin 4 değil de sonsuz sayıda olduğu görüşüyle farklılık gösterir. O, dünyamızın zengin ve çok sayıda nitelikte olduğu için, bir ya da birkaç arkhe ile açıklanamayacağını söylemiştir.
Toprağın içinde topraktan başka varlıklarında olduğunu yani içinde birçok tözün olduğunu söylemiştir.
Anaksagoras ilk maddenin her türden şekli, rengi ve kokuyu içinde barındıran sonsuz sayıda toz olduğundan bahsetmiştir. Bu tözlerin yaratılmadığı görüşündedir.
Onların nitelikleri kadar nicelikleri de sabittir varlığın ilk ilkeleri olarak sonsuz sayıda tohum ya da homeomeriye ulaşmıstır.
Bu görüşüne her şeyde her şeyden bir parça vardır sözüyle ve bu parçalara benzer ya da aynı ve parça anlamına gelen iki köklerinden oluşan bileşik bir terimle homeomeriye veya tohumlar anlamına gelen spermata adını verir.
Duyularımız baskın sperm ataları hisseder.
Ette saç maddesinin parçacıkları, maddesinin parçacıkları, cam maddesinin parçacıkları ağaç maddesinin parçacıkları ve elbette et maddesinin parçacıkları vardır. Fakat bunun içinde baskın olan et maddesinin parçacıklarıdır. Bu sebeple ona et maddesi denir.
3.Nous Anaxagoras thought that in order to explain the existence in the world, the existence of the things we observe in the world, there was a need for an efficient cause besides the material cause, and said that this could be Nousla, which is a human district. First, Anaxagoras opposed matter as its sovereign, nous. It says that Nous was created as an editor. In his teaching, Nous, that is, an intelligent and regulative principle, is what gives the first mixture the motion to create the universe from it. Besides being at the mercy of existing things, he has knowledge of everything else. Anaxagoras, as the philosopher who put forth the efficient cause in addition to the material cause, did not attribute a teleological function to Nous, and could not attribute a teleology to him that would explain the order in the world and the beauty exhibited by the objects.
/
3.Nous
Anaksagoras, dünyadaki oluşu, dünyada gözlemlediğimiz şeylerin varlığa gelişini açıklamak için, maddi nedenin yanında fail bir neden ihtiyaç olduğunu düşünmüş ve bunun insel bir ilçe olan Nousla olabileceğini söylemiştir.
İlk olarak anaksagoras maddenin karşısına onun egemen'i olarak nous'u koymuştur. Nous'u düzenleyici olarak yaratılan olduğu söylüyor.
Onun öğretisinde ilk karışıma ondan evreni meydana getirecek hareketi verdiren olarak Nous, yani akıllı ve düzenleyici bir ilkedir. Var olan şeylerin insafı olmasının yanında geri kalan her şeyin bilgisine sahiptir. Anaksagoras maddi neden ee ek olarak fail nedeni ortaya koyan filozof olarak Nous'a ereksel neden olma işlevi yükle yememiş ona dünyadaki düzeni ve nesnelerin sergilediği güzelliği açıklayacağı birer ereksellik izafe edememiştir.