Ruhumun bedenime, bedenimin de bu dünyaya sığmadığı zamanlardan geçerken,…
Hocam nasıl edebi bir giriştir, böyle. Ama harbiden insan bu dünyada o hali hep yaşıyor. Ait olmadığından olsa gerek.
Bu kez okul kitaplarını rengarenk çizimlerle birlikte süsleyen şiirlerdi okuduğum.
Hocam konu kitap olunca acayip geniş bir yelpazeniz olduğunu görüyorum :)
1977'de birinci baskısı yapılan, kapağıyla ve isminin güzelliğiyle beni kendine çeken, 'Su yıkanır mı?' sorusunu
Su yıkanır mı? yazısını görünce hocam dedim yine bulmuş kendini :)
Tıpkı küçükken "Beni ne kadar seviyorsun?" sorusuna, kollarımı iki yana açıp 'bu kadar' deyişim gibi. :p
Hocam benim yeğenim bu soruyu “yolla kadar “ olarak cevaplıyor :D
İnsanlara anne, abla, kardeş gözüyle bakıyor. Öptükten sonra giden annesinin ardından hüzünlenip,
anneler çocuklarının yanaklarının
buz gibi olduğunu
duymazlar mı?
Hocam bu nasıl çocukmuş :S şair gibi.
İlk dersin sonunda zil çaldığında eve doğru yürümüştüm, daha önce hiç bilmediğim bir şehrin sokağından geçişimin ilk gününde.. :(
Kıyamam ya nasıl da hatırlar :S
kim hırsızlık yaparsa
kim yalan söylerse
kim görevini yaparken korkaklık gösterirse
korkarsa
bu kirlenmiş su gibidir
ölene dek kendini ak edemez
Hocam öğretmen de ne fenaymış :S
Hocam bir baktım yazının sonuna gelmişim. Su gibi akıp geçti :) Elinize sağlık oldukça akıcı ve bir o kadar samimi bir yazı olmuş.
RE: Bir kitap #8 | Su Yıkamak