Dünkü yazıya devam ediyorum
Şu anki Türkçe’ye çevirdiğimiz zaman; “Aman şalı bir dakika önce tamamlatıp, Mehmet’e ver. İskemle yarın gelmezse işime yaramaz. İşleme kumaşlar bulduysan gönder ve yardımcı ile gönderdiğim gömlek tamamlandı mı?”
Zevahir, Müşkülpesent, Canhıraş gibi kelimeler inanın bizi bu durumda çok zorlardı ama çoğunlukla bazı kelimeleri anlamasanız bile iletişim kurabilir ve anlaşabilirdiniz.
Bizlerin şu anda bildiği Radyo, Televizyon, Problem gibi nice kelimelerin hükmü olmazdı. 1600’lü dönemlerde ise karşınıza daha çok bilmediğiniz kelime çıkardı.
Mesela; “Bu alem-i fanide ne mir ü ne gedayuz,
A’lalara a’lalanuruz, pest ile pestüz,
Sıhhat sonı derd olmasa vuslat demi hicran,
Nuş ahiri nış olmasa sur ahiri matem.”
Çevirdiğimiz zaman şöyle bir yazı çıkıyor karşımıza
“Bu fani dünyada ne zengin, ne de dilenciyiz,
Büyüklük taslayanlarla, yüksekten konuşur,
mütevazi kimselerle mütevazi oluruz.
Sağlığın sonu dert, kavuşmanın sonu ayrılık,
Balın sonu zehir, düğünün sonu matem olmasa.”
Anlamak için bir şey bilmeye ihtiyaç duyar mıydın? 15. Yüzyılda size hiçbir anlam ifade etmeyen yüzlerce kelime olurdu.