Wonderland Eurasia / Ankapark'ta bir gün

Yapımı uzun yıllar süren hatta yılan hikâyesine dönen, sayısız ihâleye girip çıkan, hakkında çeşitli dedikoduların Ankara sokaklarında yankılanmasına sebep olan, bizim aşinâ olduğumuz ismiyle Ankapark'ı merak ediyordum herkes gibi. 🙆‍♀️
Tamam itiraf ediyorum en çok konuşulan, tartışılan, gerekli miydi, o kadar para harcamaya değer miydi dedirten, eski başkanımızın dinozorlarını görmek istiyordum. :) Hatta bir discord konuşmasında bundan bahsetmiş, @damla'nın 'melankolik dramcılar listesi'nden belki bu sayede çıkarım demiştim. (tabi geçici olarak :p)

Öncelikle açılışı biraz aceleye gelmiş gibiydi, Cumhurbaşkanlığı Bulvarı ve İstanbul Yolu üzerinde ne bir tabela ne de bağlantı yolları vardı. Parkın ismi bile yazmıyordu. Navigasyon da çaresiz kalmışken, girişi tek seferde bulabilenler varsa tebrik ediyorum. :)

Dışarıdaki açık otoparkta araçların doluluğunu görünce, girişte ilk bulduğumuz yere park ettik. Ama ne bir işaret ne de bir numara vardı. O an birkaç kişinin güvenliğe "Arabamızı bıraktığımız yeri bulamıyoruz yardımcı olur musunuz?" dediğini işitince panikle sağa sola bakmaya başladık, hepsi birbirinin aynı olan bu yerde. Yöntemi bulmuştum, üçüncü sıradaki çatının başladığı yer. :) Sonradan öğrendiğime göre oraya konulan güneş panelleri sayesinde yüksek miktarda elektrik üretiliyormuş..

Giriş kapısına doğru ilerlerken esen rüzgarda neye uğradığımızı şaşırdık. 'Ankara ayazı bitmemiş miydi nereden çıktı yine' deyip küçük adımlarla yürürken, ileride otoparkın yarısından fazlasının boş olduğunu görünce; geri dönmekle ilerlemek arasında küçük bir tereddüt yaşadıktan sonra devam ederek nihâyet yukarıdaki bu güzel manzarayla karşılaştık.


Fotoğrafları kısmen bozuk olan telefonumla çektim. Ekran tamamen simsiyah göründüğü için, neler kaydettiğimi eve gelince anlayabildim. Bu yüzden kötü olduğunu baştan kabul ediyorum. 🙇‍♀️


Çok büyük hatta devasa bir alanın ortasında kalarak kendimi küçücük hissettim. Etrafta birçok bina, oyuncak, dinozor, lunapark aracı ve bebek arabalarıyla oradan oraya sürüklenen insanlar arasında nereye gideceğini ve ne yapacağını şaşırıyorsun ilk. İyi ki çok kalabalık değildi de sakindi.

Bunca soğuğu ve rüzgârı yedikten sonra sıcak bir çaya kimse hayır diyemezdi sanırım. Küçük dinozorun yanında çay içerken hâline üzülmedim değil. Tabelada 'dokunmayın' yazmasına rağmen burnunu koparmışlar, dişlerini dökmüşler. Daha açılalı 3-4 gün olmuştu halbuki. Ne istediniz ya zavallıdan. 🤷‍♀️ Arka plandaki kar ve buz umarım dikkatinizi çekmiştir, soğuk derken abartmıyordum. :)

Dinozor ormanı ve müzesi vardı. Orman olarak tasarlanan kısmın dışını görebildik sadece. Dev ağaç kabukları ve kökleri birbirine girmiş ürkütücü bir hâl almıştı. Bazı yerlere yapay şelaleler oluşturulmuş ama akan su kısmen donmuştu. Dinozor yavruları saklandıkları kuytu köşelerden sessizce bizi izliyorken yanlarından geçip gittik çünkü müzesini merak etmiştik. Acaba gerçekten dinozor yumurtalarından da var mıydı? Hemen yakında olan Atatürk Orman Çiftliği'nde daha önce görmüştüm galiba ama pek hatırlayamıyorum. Aklımda sadece Khaleesi'nin ejderha yumurtaları kalmış neden acaba. :)) Müzeleri gezmeyi sevdiğimiz için ilk olarak buradan başladık. Kapıdakini Buz Devri'ndeki Sid'in "Hanım hanım bunlar benim yavrularım." dediği dinozor anneye benzeten tek ben değilimdir umarım. :) Youtube'dan tam o sahneyi buldum, buraya da ekleyecektim ama kodlar yüzünden gizli link olarak çıkmadığı için ben de en alta bıraktım. Yekta Kopan'ın sesi olmasaydı da acaba bu kadar sever miydim filmi?

İçerisi loş bir ortam olmakla beraber, renkli ışıklandırmalarla hoşluk katılmış. Mekana mağara havası verilerek, sarkıt ve dikitler de ihmal edilmemiş. Yerde sanki dinozorların ayak izleri vardı. Dolaşırken o karanlık ve basık ortamdan dolayı kendinizi bir anlığına da olsa geçmişte yaşıyor gibi hissediyordunuz. Havalandırması da iyiydi yoksa bu kadar fazla kalamazdım içeride.
Sanki bütün bunlar yetişkinler için yapılmıştı. Onlar etrafı ilgiyle incelerken çocuklar led ekranlarda oynatılan dinozorlu çizgi filmleri izliyordu. :)

Daha sonra dar bir geçitten ilerledik, karanlıktı. Sadece tabandaki ışıkların aydınlattığı yüksek duvarlarla çevrelenen alandan sonra kendinizi fanusta hissettiğiniz bir tüp geçidin içinde buluyorsunuz. Bir de filmlerde duyduğumuz ormanın sesi olsaymıştı.. İşte bunun eksikliği vardı hep. Kuşların, yırtıcı hayvanların ve maymunların sesini duyabilseydik o hayali ortamı daha fazla hissedebilirdik. :) Aşağıdaki manzara da disco topunun parlak ışıkları altındaki dinozorlardı tabi ki. :) Bazılarının kemikleri sayılıyordu. :) Kimisi de bu durumdan hoşnut değilmişcesine kafa sallıyordu. Onca insanın tepeden izlemesinden mutlu olacak değil ya. Acaba gece olunca kendi aralarında eğleniyorlar mıydı. :p Özgürce dolaşıp yaramazlık yaptıklarını hayal ettim şimdi. Umarım öyledir, tıpkı 'Müzede bir gece' filmindeki gibi. :)

Tavandaki süslemeleri beğendim. Harry Potter'daki sihirle yapılanı anımsattığı için olabilir tabi. :) Yıldızlar ve gezegenlerle bezeliydi. 🌟🌚🌙 🌎 🌞 Tabi ki bu kısmen karanlık ortamda renkli ışıklandırmaları sayesinde dikkat çekiyordu. Belki de herkes oyuncaklara binebilmek için yarıştığı için fark edilmiyor da olabilir, bilemiyorum şimdi.🤷‍♀️

Zeminde çocuklara yönelik çeşitli oyuncaklar ve araçlar vardı. Ailelerin hep birlikte eğlenebilecekleri güzel bir yerdi bana göre. Çığlık ve kahkaha sesleri arasında dolaşırken etraftaki kafe ve hediyelik eşya dükkanlarının daha faaliyete geçmediğini gördük. Keşke bu günü anımsatabilecek dinozorlu bir şey alabilseydim, bir dahaki sefere artık. :/

Biraz ileriden gelen müzik sesi bizi kendine doğru çekti. Sokak müzisyenlerini dinleyip arada kayıt yaptım. Herkesin çok hoşuna gitmişti. Keşke dışarıda da olsaydı böyle.


Mevlana Türbesi ve İshâk Paşa Sarayı'nı andıran devasa yapıların arasında dolaşıyorduk. Daha tam açılmamış veya içinde ne olduğunu bilmediğimiz binalardı bunlar. Faaliyette olanların da içine çeşitli oyuncaklar ve Transformers robotları konulmuş. Genelde çocuklara yönelik bu binalardan birkaçını gezdik. Çeşitli çizgi film karakterlerini gördük ama bir konu bütünlüğü yoktu. Buz Devri adlı yerde de yine dinozorlar vardı. 'Türkiye Turu' isimli tüm bölgelerin sağlı sollu figürlerle anlatıldığı bir tünelde, su üzerinde ilerlenilen kısmına dışarıda çok sıra olduğu için girmedik. Bu bölüm yurt dışından gelen misafirlere ülkemizi tanıtmaya yönelik yapılmıştı. Daha sonra izlediğim videolardan öğrendiğime göre 6-7 dakikalık bir turda şehirlerin yöresel lezzetleri ve meşhur olduğu şeyler tanıtılıyordu. Mesela Ankara Efeleri gösterisini yaparken Ankara Kedisi ve Keçisi arz-ı endâm ediyordu. :) Kahramanmaraş dondurması ve ustasının meşhur külah kapmacasını izlerken, kanatlarını takmış Hezârfen Ahmet Çelebi'nin Galata Kulesi'nden başlayan seyahatini görüyordunuz, Kız Kulesi'nin yanından geçerken. Bir dahaki gelişimde canlı canlı izlemek istediğim hoş ve eğlenceli bir tur bana göre. 🙆‍♀️

'Tema Parkı' konsepti olduğu için bir hikâyenin olduğu, içinde birbiriyle uyumlu, kurgusu olan şeylerin bulunmasını istiyor insan. Belki sevdiğin film karakterlerini görmek, belki filmlerini izlemek ve ürünlerinin alınabileceği yerler.. Mesela bir Harry Potter bölümü olsaydı; filmden sahnelerin canlandırıldığı alanlar, kitapların, âsâlarla cübbelerin satın alınabileceği bir stant mesela. :)

Yapay gölet ve üzerindeki köprüler güzellik katmıştı onca betonun, garip heykellerin olduğu yere. Oradan oraya savrulurken yorulmuştuk. Gerçekten çok büyük bir alan. Hatta buranın planını gösteren maketin fotoğrafını evde incelerken, üçte birini bile gezemediğimizi fark ettim. Zaten tek bir günde bunu yapabilen kesin cindir. 🤷‍♀️
Hiçbir tabelanın ve yönlendirmenin olmadığını da söylemek isterim. Yapımı hâlâ devam ettiği için ileride ekleneceğini ümit ediyorum. Herhangi bir binanın içinde nelerin olduğuna dair bilgilerin, kapıda okunabildiği bir şey faydalı olacaktır.

Buz Pateni, Go Kart ve Dönmedolap aktif değildi. Roller Coaster daha ilk günden arızalanıp tepede asılı kalınca güvenlik için kapatılmış. Çarpışan Arabalar ve basit oyuncaklar dışında bir şeyin kullanılmamasını tavsiye ederim.
Ve gelirken yiyecek bir şeyler getirin yanınızda çünkü hiçbir restoran açılmış değil. Otoparktaki seyyar köfte satıcılarından başka bir şey bulamayabilirsiniz. Biz epey zor tuttuk kendimizi onlardan almamak için; çünkü köfteler, rüzgârın kıyıda köşede kalmış kum yığınlarını etrafa savurmasından nasiplerini almıştı. 🙅‍♀️

Bir Ankapark gezimizin sonuna gelirken umarım anlatmayı unuttuğum bir şey kalmamıştır diyorum ve tekrar canlandırıyorum o günü aklımda.
25 tl gibi makûl bir ücreti olan biletle gün boyu dolaşabileceğinizi de eklemek isterim.
Aslında buradan ayrılırken 'bir daha gelmem' diyordum; ama göremediğim yerlerin çok olduğunu fark ettiğim için belki ileride tekrar uğrarım.


#gezi etiketinde ilk yazımı paylaşmış bulunuyorum. :) Gezip gördüğüm yerleri anlatmak da epey zormuş zaten pek başarılı olmadı da. :/ Ben yine kitaplardan ve kovboy filmlerinden bahsedeyim en iyisi. :)
Okuduğunuz için teşekkür ediyorum, gidip görenleriniz varsa yorumlarınızı almak isterim. 🌼

Hanım hanım bunlar benim yavrularım :)

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
32 Comments